VATANIN RUHUNA KASTEDİLMEZ!!!! VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR.
Vatan; haritalara çizilmiş hudutlardan, taş yığınlarından ve kuru bir toprak parçasından ibaret değildir. Vatan, bir milletin müşterek hafızasıdır. Ecdadın secde izidir. Şehidin toprağa emanet ettiği son nefesidir. Maziden istikbale uzanan mukaddes bir ahittir. Bu sebeple vatan, yalnız üzerinde yaşanılan değil; uğruna yaşanılan, uğruna fedakârlık edilen, uğruna can verilen aziz bir emanet-i ilahiyedir.
Tarih boyunca nice milletler görülmüştür ki kaleleri yıkılmadan evvel kalpleri fethedilmiş, şehirleri işgal edilmeden evvel vicdanları esir alınmıştır. Çünkü bir milleti yıkmanın yolu evvela gönül surlarını yıkmaktan geçer. Sadakati zaafa uğratmak, aidiyet şuurunu köreltmek, mukaddesatı itibarsızlaştırmak ve hakikat duygusunu berhava etmektir.
Lakin bu milletin mayasında başka bir cevher vardır.
Bu millet, Malazgirt’te tekbirle yürüyenlerin, Çanakkale’de kefensiz yatanların, İstiklâl Harbi’nde açlığı haysiyetine tercih edenlerin emanetidir. Bu sebeple ne zaman semalarında fitnenin karanlığı dolaşsa, ne zaman istikbaline kasteden eller uzansa, bu aziz millet küllerinden yeniden doğan bir anka misali ayağa kalkmasını bilmiştir.
Zira vatan sevgisi, hamaset kürsülerinde tüketilecek bir söz değil; kalbin derûnunda taşınan ulvî bir mesuliyettir.
Öyle zamanlar olur ki hak ile bâtılın arasındaki perde incelir. Niyetler açığa çıkar. Maskeler düşer. O vakit insanın ne söylediği değil, neye sadık kaldığı tecelli eder. Çünkü sadakat, menfaatin bittiği yerde başlar. İman ise rahat zamanların süsü değil; çetin imtihanların şahididir.
Bu toprakların altında yalnızca şehitler yatmaz.
Bu toprakların altında yarım kalmış ninniler, yetim kalmış bakışlar, vuslata ermiş dualar ve Allah’a verilmiş sözler yatar.
Her karışında bir secde vardır.
Her zerresinde bir fedakârlık.
Her rüzgârında bir şehidin nefesi.
Her ufkunda bir annenin gözyaşı…
İşte bu yüzden vatan, sadece sevilen değil; hürmet edilen bir hakikattir.
Çünkü vatanını seven, aslında geçmişini değil yalnızca; istikbalini de muhafaza eder. Bayrağına sahip çıkan, rengini şehidin kanından alan bir vakarın nöbetini tutar. Ezanına sahip çıkan, semaya yükselen kulluk sedasının bekçiliğini yapar. Devletine sahip çıkan ise asırların irfanını, izzetini ve vakarını muhafaza eder.
Ve gün gelir…
İsimler unutulur.
Makamlar silinir.
Alkışlar diner.
Kalabalıklar dağılır.
Lakin Cenâb-ı Hakk’ın divanında bir şey baki kalır:
Emanete gösterilen sadakat…
Çünkü insanlar yaşadıkları kadar değil, uğruna fedakârlık yaptıkları değerler kadar hatırlanırlar.
Bazı milletler ordularıyla değil, imanlarıyla ayakta kalırlar.
Bazı sancaklar rüzgârla değil, şehadetle dalgalanırlar.
Ve bazı vatanlar vardır ki…
Onlar toprakla kurulmaz.
Dua ile kurulur.
Kan ile mühürlenir.
Vefa ile muhafaza edilir.
Ve ihlâs ile kıyamete kadar taşınır.