Dolar 44,7648
Euro 52,9255
Altın 6.947,90
BİST 14.252,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 21°C
Çok Bulutlu
Bursa
21°C
Çok Bulutlu
Per 21°C
Cum 19°C
Cts 17°C
Paz 17°C

“Seyircisi olmayan bir mekânı kim yaşatabilir?”

“Seyircisi olmayan bir mekânı kim yaşatabilir?”
16 Nisan 2026 09:38
A+
A-

ÇEKSANAT KARARLARI TEPKİ TOPLUYOR: “ÜRETMEYEN KÜLTÜR MERKEZİ, KÜLTÜR MERKEZİ OLMAKTAN ÇIKAR”

ÇEKSanat bünyesinde iki ay önce alınan kararlar, sanat çevrelerinde ve kurum içinde tartışmaları beraberinde getirdi. Kültür merkezinin tiyatro ve üretim faaliyetlerinden çekilerek yalnızca kiralama modeliyle işletilmesi yönündeki değişiklik, “kurumsal vizyon ile uygulama arasında ciddi bir kopuş” eleştirilerini gündeme taşıdı.

Görev yaptığı süre boyunca merkezin aktif üretim alanı olarak kalması için emek verdiğini belirten önceki süreç paydaşları, alınan kararların sanatın doğasına ve kurumun kuruluş felsefesine uygun olmadığını ifade ediyor. Eleştirilerin odağında ise şu soru yer alıyor: “Seyircisi olmayan bir mekânı kim yaşatabilir?”


“SANAT ÜRETİMİ YERİNE KİRALAMA MODELİNE GEÇİŞ” ELEŞTİRİSİ

Alınan kararlarla birlikte tiyatro faaliyetlerinin durdurulması ve kültür-sanat üretim alanlarının geri çekilmesi, kurum içinde “tasfiye süreci” olarak yorumlanıyor. Eleştirilere göre, uzun vadeli emekle oluşturulan bir kültür ekosistemi yerine kısa vadeli gelir odaklı bir model tercih edildi.

Bu durum, sanat üretiminin doğası gereği sürdürülebilirlik ve seyirci ilişkisi gerektirdiği gerçeğiyle çelişiyor. Uzmanlar ve sanat çevreleri, “kültür merkezlerinin sadece kiralama mantığıyla işletilmesinin, onları işlevsiz yapılara dönüştürebileceği” görüşünü dile getiriyor.


“SEYİRCİ BİR ANDA OLUŞMAZ, SÜREÇLE BÜYÜR” ELEŞTİRİSİ

Kültür-sanat alanında en sık vurgulanan gerçeklerden biri, seyirci kitlesinin zaman içinde oluşması. Ancak eleştiriler, alınan kararların bu temel gerçeği göz ardı ettiği yönünde yoğunlaşıyor.

Görükle’de uzun süre atıl durumda kalan bir alanın ÇEKSanat ile birlikte üretim yapan bir kültür merkezine dönüştüğü, bu sürecin emek ve süreklilikle inşa edildiği hatırlatılıyor. Buna rağmen faaliyetlerin daraltılması, “gelişen bir kültürel yapının erken kesintiye uğratılması” olarak değerlendiriliyor.


“ZARAR EDİYORUZ” GEREKÇESİ TARTIŞILIYOR

Kararların gerekçesi olarak sunulan “zarar ediyoruz” yaklaşımı, sanatın ekonomik ölçütlerle değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Sanat politikaları üzerine yapılan değerlendirmelerde, kültür merkezlerinin kısa vadeli kâr-zarar dengesiyle değil, toplumsal etki ve kültürel üretim kapasitesiyle ölçülmesi gerektiği vurgulanıyor. Eleştirilerde, bu tür yapıların “ticari işletme” mantığına indirgenmesinin, kültürel işlevi zayıflatacağı ifade ediliyor.


ATATÜRK VİZYONU TARTIŞMASI: “UYUM VAR MI?”

Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin kurumsal metinlerinde, eğitim ve kültür anlayışının Tevhid-i Tedrisat Kanunu ruhuna ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kültür vizyonuna dayandırıldığı biliniyor.

Ancak son süreçte alınan kararlar, bu vizyon ile sahadaki uygulamalar arasında bir uyumsuzluk olup olmadığı tartışmasını beraberinde getirdi.

Eleştirilerde özellikle şu vurgu öne çıkıyor:

“Sanat üretmeyen bir yapının, Atatürk’ün kültür ve eğitim vizyonuna dayandığını söylemesi ne kadar tutarlıdır?”


“KARARLAR ŞEFFAF MI ALINDI?” SORUSU

Tartışmanın bir diğer boyutu ise karar alma süreçlerinin şeffaflığı. Gündeme gelen sorular arasında:

  • Kararlar ilgili kurullarda gerçekten tartışıldı mı?
  • Yoksa önceden belirlenmiş kararlar sonradan mı onaylatıldı?

Bu sorular, yalnızca yönetim tarzını değil aynı zamanda kurumsal güveni de doğrudan etkileyen başlıklar olarak öne çıkıyor.


“KÜLTÜR MERKEZİ KİMLİĞİ ZAYIFLIYOR” ENDİŞESİ

Gelinen noktada eleştiriler, yalnızca bireysel görev değişiklikleriyle sınırlı değil. Asıl tartışma, kültür üretiminin geri çekilmesiyle birlikte kurumun kimlik dönüşümüne odaklanıyor.

Sanat çevrelerine göre risk açık:

“Üretmeyen bir kültür merkezi, zamanla yalnızca bir mekâna dönüşür; kültürel bir aktör olmaktan çıkar.”


 TARTIŞMA ARTIK YÖNETİM DEĞİL, VİZYON TARTIŞMASI

Yaşanan süreç, yalnızca bir organizasyon değişikliği olarak değil; kurumsal misyon ile ekonomik tercihlerin çatışması olarak değerlendiriliyor.

Tartışmanın merkezinde ise tek bir soru giderek daha yüksek sesle soruluyor:

Kültür üretimi geri çekilen bir yapı, gerçekten kültür kurumu olarak kalabilir mi?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.