“Lozan’dan Sevr’e dönüşe izin vermeyeceğiz”
“İkinci Kuvayımilliyeciler”den dikkat çeken çağrı: “Lozan’dan Sevr’e dönüşe izin vermeyeceğiz”
Akademisyen, sanatçı, hukukçu, sendikacı ve emekli askerlerden oluşan çağrı heyeti, “İkinci Kuvayımilliyecilerin Çağrısıdır” başlıklı bir bildiri yayımladı. Bildiride Atatürk ve Birinci Kuvayımilliye hareketine atıf yapılırken, Türkiye’nin bağımsızlığı, laik Cumhuriyet ve antiemperyalizm vurgusu öne çıkarıldı. Çağrı metninde Büyük Ortadoğu Projesi, Ege’deki ada ve kayalıklar ile Türkiye’nin Ortadoğu politikaları üzerinden çeşitli eleştiriler yöneltildi. Yurttaşlara da bildiriyi imzalama çağrısı yapıldı.
Türkiye’de farklı dönemlerde antiemperyalizm, tam bağımsızlık, Cumhuriyet ve Atatürkçülük ekseninde açıklamalar yapan aydın, akademisyen, sanatçı, hukukçu, sendikacı ve emekli askerlerin bir araya geldiği yeni bir girişim kamuoyuna duyuruldu.
Kendilerini “İkinci Kuvayımilliyeciler” olarak tanımlayan grup, “İkinci Kuvayımilliyecilerin Çağrısıdır” başlıklı bir bildiri yayımlayarak yurttaşları antiemperyalist mücadeleye destek vermeye çağırdı.
Ağustos 2026 tarihli bildiride, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine, Kurtuluş Savaşı’na, Sevr ve Lozan antlaşmalarına atıflar yapılırken güncel Türkiye siyasetine ve dış politikasına ilişkin sert değerlendirmelere de yer verildi.
Çağrı, kamuoyuna açık bir imza süreciyle desteklenmek üzere hazırlanırken, bildirinin internet üzerinden yayımlanan formunda destek vermek isteyenlerden ad-soyad, yaş, meslek, telefon, e-posta ve yaşanılan şehir gibi bilgiler isteniyor. Formda ayrıca imzacıların isimlerinin sosyal medyada paylaşılmasına ilişkin rıza seçeneği de bulunuyor.
“Birinci Kuvayımilliyecilerin ardıllarıyız”
Bildirinin girişinde hareketin kendisini tarihsel olarak Kurtuluş Savaşı ve Birinci Kuvayımilliye hareketinin devamı olarak konumlandırdığı görülüyor.
Çağrı metninde 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç noktalarından biri olarak ele alınırken, Milli Mücadele’nin emperyalist güçlere karşı yürütüldüğü vurgulanıyor.
Bildiride ayrıca Sevr Antlaşması’nın reddedilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, tam bağımsızlıkçı ve antiemperyalist bir tarihsel çizginin temel dönüm noktaları olarak değerlendiriliyor.
Metinde kendilerini bu tarihsel mücadelenin “tükenmeyen ardılları” olarak tanımlayan çağrı sahipleri, günümüz Türkiye’sinin de benzer bir bağımsızlık mücadelesiyle karşı karşıya olduğunu savunuyor.
Bu tarihsel referans, bildirinin genel siyasi çerçevesini de oluşturuyor.
“Yeni Sevr” vurgusu
Bildirinin güncel siyasi mesajının merkezinde ise “Yeni Sevr” ifadesi bulunuyor.
Çağrı sahipleri, Büyük Ortadoğu Projesi’ni Türkiye açısından “apaçık bir Yeni Sevr dayatması” olarak nitelendiriyor.
Bildiride, laik Cumhuriyet’in ortadan kaldırılmasını ve Türkiye’nin söz konusu proje kapsamında Ortadoğu’daki gelişmelerin içine çekilmesini isteyen çevrelerin bulunduğu ileri sürülüyor.
Bu değerlendirmelerin ardından Türkiye’nin bağımsızlığına yönelik tehdit olarak görülen gelişmelerin karşısında yurttaşların mücadeleye çağrılması isteniyor.
Bildirinin bu bölümünde ABD emperyalizmine yönelik doğrudan eleştiriler de yer alıyor.
Çağrı sahipleri, Türkiye’nin karşı karşıya olduğunu düşündükleri sorunların yalnızca dış güçlerin politikalarıyla değil, “yerli işbirlikçileri” olarak tanımladıkları aktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bildirinin bu siyasi değerlendirmeleri, girişimin kendisini açık biçimde antiemperyalist bir çizgide konumlandırdığını ortaya koyuyor. Aynı ifadeler, girişimin kamuoyuna yansıyan haberlerinde de aktarılıyor.
Ege’deki ada ve kayalıklar da bildiride
Çağrının dikkat çeken başlıklarından biri de Ege Denizi’ndeki ada ve kayalıklarla ilgili tartışmalar.
Bildiride, Ege’de 20 ada ve 2 kayalığın “işgaline göz yumulduğu” iddiası dile getiriliyor.
Çağrı sahipleri, bu durumu Büyük Ortadoğu Projesi’ne ilişkin eleştirileriyle aynı siyasi çerçevede değerlendiriyor.
Burada yer alan ada ve kayalıklarla ilgili ifadeler, bildiriyi hazırlayan grubun siyasi değerlendirmesidir; metinde söz konusu iddialara ilişkin ayrıca resmi belge veya hukuki değerlendirme sunulmuyor.
Bildirinin genel yaklaşımında ise Türkiye’nin egemenlik hakları ve toprak bütünlüğünün korunması, bağımsızlık anlayışının temel unsurlarından biri olarak öne çıkarılıyor.
Ortadoğu politikalarına yönelik eleştiri
Bildiride Türkiye’nin Ortadoğu’daki gelişmeler içerisindeki rolüne de sert eleştiriler yöneltiliyor.
Çağrı sahipleri, Türkiye’nin Ortadoğu’ya “emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda savaş taşıyan” bir aktöre dönüştürülmesine karşı olduklarını ifade ediyor.
Bu çerçevede ABD’nin bölgedeki politikaları eleştirilirken, Türkiye’nin dış politikasının yabancı güçlerin çıkarlarından bağımsız olması gerektiği savunuluyor.
Bildirinin temel siyasi argümanı, Türkiye’nin kendi ulusal çıkarlarını önceleyen, bağımsız ve antiemperyalist bir dış politika izlemesi gerektiği görüşü etrafında şekilleniyor.
“Ders almazsak tarih yineler”
Çağrının en dikkat çekici sloganlarından biri ise “Lozan’dan Sevr’e dönüşe izin vermeyeceğiz” ifadesi oldu.
Bildirinin sonunda yer alan bu ifade, çağrı sahiplerinin Türkiye’nin kuruluş dönemine ilişkin tarihsel hafızayı güncel siyasi gelişmelerle ilişkilendirdiğini gösteriyor.
Metinde “Ders almazsak tarih yineler” denilerek, geçmişte yaşanan gelişmelerden ders çıkarılması gerektiği savunuluyor.
Bu çerçevede Sevr, Türkiye’nin parçalanmasına yönelik tarihsel bir tehdit olarak; Lozan ise Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte bağımsızlık ve egemenliğin uluslararası zemindeki temel kazanımlarından biri olarak ele alınıyor.
Bildirinin temel mesajı da bu tarihsel karşılaştırma üzerinden kuruluyor:
“Lozan’dan Sevr’e dönüşe izin vermeyeceğiz.”
Çağrı heyetinde kimler bulunuyor?
“İkinci Kuvayımilliyeciler” adına yayımlanan bildirinin çağrı heyetinde farklı meslek ve toplumsal alanlardan isimler bulunuyor.
Resmi imza formunda yer alan çağrı heyeti şöyle sıralanıyor:
- Prof. Dr. Ahmet Saltık – Hekim / Hukukçu
- Ali Rıza Küçükosmanoğlu – DİSK Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı
- Doğan Yücel
- Ergün Poyraz – Yazar
- Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu – Tıp Doktoru / Sendikacı
- Hikmet Molu – Kadın ve Mücadele Derneği Başkanı
- İsmail Hakkı Demircioğlu – Sanatçı
- Mustafa Hüsnü Bozkurt – Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı
- Müjdat Gezen – Sanatçı
- Av. Ömer Faruk Eminağaoğlu – YARSAV Kurucu Başkanı
- Prof. Dr. Özler Çakır – Eğitim Bilimci
- Seray Karaman – Akademisyen / Yazar / TÜMOD Genel Sekreteri
- Ümit Yalın – Emekli Albay / Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri
Bu isimler arasında akademisyenler, sanatçılar, hukukçular, sendikacılar, sivil toplum temsilcileri ve emekli bir askerin bulunması, girişimin farklı meslek gruplarından isimleri aynı siyasi çerçevede bir araya getirdiğini gösteriyor. Çağrı heyetinin isim ve unvanları, girişimin kendi yayımladığı formda yer alıyor.
Müjdat Gezen, Ahmet Saltık ve Mustafa Hüsnü Bozkurt da çağrı heyetinde
Girişimin çağrı heyetinde kamuoyunun yakından tanıdığı çeşitli isimler de yer alıyor.
Sanatçı Müjdat Gezen, akademisyen ve hekim-hukukçu Prof. Dr. Ahmet Saltık, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Mustafa Hüsnü Bozkurt, DİSK Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, yazar Ergün Poyraz, hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu ve emekli albay Ümit Yalın çağrı heyetindeki isimler arasında bulunuyor.
Çağrı heyetinin farklı alanlardan isimleri kapsaması, girişimin yalnızca belirli bir meslek grubuna yönelik bir açıklama olmaktan ziyade daha geniş bir aydın ve yurttaş platformu oluşturma arayışında olduğunu gösteriyor.
Yurttaşlara imza çağrısı
Bildirinin yalnızca bir açıklama olarak kalmaması ve daha geniş bir imzacı kitlesine ulaşması hedefleniyor.
Bu kapsamda hazırlanan çevrim içi formda, bildiriyi imzalamak isteyen yurttaşların kişisel bilgilerini doldurması isteniyor.
Formda;
Ad-soyad, yaş, meslek, telefon numarası, e-posta adresi ve yaşanılan şehir
bilgileri talep ediliyor.
Ayrıca imzacıların isimlerinin sosyal medyada yayımlanmasına ilişkin “rızam vardır” veya “rızam yoktur” seçenekleri de bulunuyor. Formun açıklamasında, bilgilerin eksiksiz doldurulmasının bildiri metninin imzalanmak istendiğine ilişkin ön kabul olarak değerlendirileceği ve daha sonra ilgili kişilerle iletişime geçileceği belirtiliyor.
“İkinci Kuvayımilliyeciler” ifadesi ne anlama geliyor?
Girişimin kullandığı “İkinci Kuvayımilliyeciler” tanımlaması, doğrudan Milli Mücadele dönemindeki Kuvayımilliye hareketine gönderme yapıyor.
Kuvayımilliye, Mondros Mütarekesi sonrasında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde işgallere karşı ortaya çıkan yerel direniş güçlerini ifade eden tarihsel bir kavram olarak biliniyor.
Bugünkü girişim ise bu tarihsel kavramı doğrudan silahlı bir örgütlenme anlamında değil, kendi siyasi açıklamasında tam bağımsızlık, Cumhuriyet, laiklik ve antiemperyalizm eksenindeki bir mücadele anlayışının sembolü olarak kullanıyor.
Bu nedenle “İkinci Kuvayımilliyeciler” adı, girişimin tarihsel bir miras üzerinden bugünün siyasi gelişmelerine ilişkin pozisyon alma iddiasını yansıtıyor.
Tarihsel hafıza üzerinden güncel siyasete mesaj
Bildirinin dikkat çeken yönlerinden biri, 1919-1923 dönemindeki Milli Mücadele ile günümüz Türkiye’sindeki siyasi ve dış politika tartışmalarını aynı anlatı içerisinde ele alması.
19 Mayıs 1919, Kurtuluş Savaşı, Sevr, Lozan ve 29 Ekim 1923 tarihleri bildirinin tarihsel omurgasını oluşturuyor.
Bunun karşısına ise Büyük Ortadoğu Projesi, Ege adaları ve kayalıkları, Ortadoğu’daki savaşlar ve ABD’nin bölgesel politikaları yerleştiriliyor.
Böylece bildiride iki farklı tarihsel dönem arasında doğrudan bir bağ kuruluyor.
Çağrı sahipleri, geçmişte emperyalist güçlere karşı verilen Milli Mücadele’nin temel ilkelerinin günümüzde de korunması gerektiğini savunuyor.
Bu yaklaşım, girişimin siyasi mesajının yalnızca dış politika eleştirisiyle sınırlı olmadığını; laik Cumhuriyet’in korunması, ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık gibi başlıkları da aynı çerçeve içerisinde değerlendirdiğini ortaya koyuyor.
“Tam bağımsızlık” vurgusu
Bildirinin tamamında öne çıkan kavramlardan biri de tam bağımsızlık.
Çağrı sahipleri, Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askeri kararlarının başka devletlerin veya uluslararası güçlerin çıkarları doğrultusunda şekillenmemesi gerektiği görüşünü savunuyor.
Bu nedenle bildiride “antiemperyalizm” kavramı yalnızca askeri müdahaleler bağlamında değil, Türkiye’nin siyasi geleceği ve dış politika tercihleri açısından da temel bir ilke olarak kullanılıyor.
Girişimin siyasi söyleminde Atatürk’ün bağımsızlık anlayışı, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesiyle birlikte ele alınıyor.
“Lozan’dan Sevr’e” karşıtlığı üzerinden verilen mesaj
Bildirinin kamuoyuna yönelik en güçlü siyasi mesajı, Lozan ile Sevr arasında kurulan karşıtlık üzerinden veriliyor.
Çağrı sahiplerine göre Türkiye’nin geleceği, Milli Mücadele sonrasında elde edilen egemenlik ve bağımsızlık kazanımlarının korunmasına bağlı.
Bu nedenle “Sevr’e dönüş” ifadesi, bildiride Türkiye’nin toprak bütünlüğünün, siyasi bağımsızlığının ve Cumhuriyet’in temel niteliklerinin tehdit altında olduğu yönündeki siyasi değerlendirmeyi sembolize ediyor.
Bu ifade aynı zamanda girişimin tarihsel referanslarının merkezinde Lozan’ın bulunduğunu gösteriyor.
Bildirinin siyasi çerçevesi
Bildiride kullanılan ifadeler, girişimin kendisini belirgin biçimde Atatürkçü, laik Cumhuriyetçi, tam bağımsızlıkçı ve antiemperyalist bir çizgide konumlandırdığını ortaya koyuyor.
Metinde;
- Atatürk,
- Kuvayımilliye,
- Kurtuluş Savaşı,
- Tam bağımsızlık,
- Laik Cumhuriyet,
- Sevr,
- Lozan,
- Anti-emperyalizm,
- Ulusal egemenlik
gibi kavramlar birbirleriyle bağlantılı biçimde kullanılıyor.
Güncel siyasi eleştiriler ise Büyük Ortadoğu Projesi, ABD’nin bölgesel politikaları, Ege’deki ada ve kayalıklar ve Ortadoğu’daki savaşlar üzerinden şekilleniyor.
Bu yönüyle girişimin temel amacı, kendi ifadeleriyle, geçmişteki Milli Mücadele’nin bağımsızlıkçı çizgisini günümüz koşullarında yeniden savunmak.
Çağrı kamuoyunda gündem oldu
Bildirinin yayımlanmasının ardından çeşitli haber kuruluşları girişimi haberleştirdi.
Cumhuriyet, T24, Halk TV ve diğer haber sitelerinde yer alan haberlerde ortak bildirinin “İkinci Kuvayımilliyeciler” adına yayımlandığı, farklı alanlardan tanınmış isimlerin çağrı heyetinde bulunduğu ve yurttaşlara bildiriye imza verme çağrısı yapıldığı aktarıldı.
Haberlerde özellikle bildirinin “Lozan’dan Sevr’e dönüşe izin vermeyeceğiz” mesajı öne çıkarıldı.
Çağrının önümüzdeki süreçte nasıl şekilleneceği merak konusu
Ağustos 2026 tarihli bildiriyle birlikte “İkinci Kuvayımilliyeciler” adıyla kamuoyuna çıkan girişimin bundan sonraki süreçte nasıl bir örgütlenme ve faaliyet modeli izleyeceği ise henüz açıklanmış değil.
Mevcut çağrı metninde temel olarak yurttaşların bildiriye destek vermesi ve imza sürecine katılması isteniyor.
Dolayısıyla girişimin ilerleyen dönemde bir platform, kampanya, sivil toplum yapılanması veya farklı bir örgütlenme modeline dönüşüp dönüşmeyeceği, yapılacak yeni açıklamalarla netleşecek.
Şu aşamada kamuoyuna açıklanan temel metin, Türkiye’nin bağımsızlığı, laik Cumhuriyet, Atatürkçülük ve antiemperyalizm ekseninde bir siyasi çağrı niteliği taşıyor.
“Mücadelemize destek vermeniz dileğiyle”
“İkinci Kuvayımilliyeciler” imzasıyla yayımlanan çağrı, yurttaşlara doğrudan destek çağrısıyla sona eriyor.
Bildiride, Türkiye’nin kuruluş dönemindeki bağımsızlık mücadelesinin günümüz koşullarında da sürdürülmesi gerektiği savunuluyor.
Girişimin ana mesajı ise son cümlede özetleniyor:
“Ders almazsak tarih yineler. Lozan’dan Sevr’e dönüşe izin vermeyeceğiz.”
Ağustos 2026 tarihli bildirinin imza süreci devam ederken, çağrı heyeti yurttaşları girişime destek vermeye davet ediyor. Resmi form üzerinden yapılan başvuruların ardından imza sürecine ilişkin iletişime geçileceği belirtiliyor.