Dolar 45,3532
Euro 53,5211
Altın 6.875,62
BİST 15.062,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 25°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
25°C
Hafif Yağmurlu
Paz 24°C
Pts 27°C
Sal 28°C
Çar 22°C

“Hidrolik Kırma Yöntemi Türkiye İçin Büyük Risk Taşıyor”

“Hidrolik Kırma Yöntemi Türkiye İçin Büyük Risk Taşıyor”
9 Mayıs 2026 13:17
A+
A-

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili ve AR-GE Başkanı Prof. Dr. Doğan Aydal, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yeniden gündeme aldığı kaya gazı çıkarma çalışmalarına ilişkin çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özellikle hidrolik kırma (Hydraulic Fracturing) yöntemiyle gerçekleştirilen kaya gazı üretiminin; Diyarbakır, Erzurum ve Trakya başta olmak üzere birçok bölgede çevresel felaketlere ve deprem riskinin artmasına yol açabileceğini belirten Aydal, kamuoyunu dikkatli olmaya çağırdı.

“14 Yıldır Sonuç Alınamadı”

Prof. Dr. Doğan Aydal açıklamasında, Türkiye’nin 2012 yılından bu yana kaya gazı üretimi konusunda çeşitli girişimlerde bulunduğunu ancak geçen 14 yıllık süreçte ticari ölçekte başarılı bir üretim gerçekleştirilemediğini ifade etti.

Türkiye’de halen aktif ve kapsamlı bir kaya gazı üretiminin bulunmadığını vurgulayan Aydal, daha önce bu yöntemin çevreye ve insan sağlığına verebileceği zararları detaylı şekilde anlattıklarını belirtti. Konuyla ilgili bilimsel değerlendirmelerin ve teknik analizlerin yıllar önce yayımlandığını hatırlatan Aydal, özellikle yer altı sularının kirlenmesi ve sismik hareketlilik riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Enerji Bakanlığı Çalışmaları Yeniden Hızlandırdı

Aydal’ın açıklamasına göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar döneminde kaya gazı çalışmaları yeniden hız kazandı.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile çeşitli uluslararası enerji şirketlerinin ortak projeler yürüttüğünü belirten Aydal, bu kapsamda ABD merkezli şirketlerle önemli anlaşmalar yapıldığını ifade etti. Açıklamada adı geçen şirketler arasında:

yer aldı.

Çalışmaların özellikle Diyarbakır Havzası’nda yoğunlaştığını belirten Aydal, Silvan ve Bağdere bölgelerinde arama sondajları ile üretim testlerinin sürdüğünü söyledi. Katin-6, Derin Barbeş-1 ve Derin Barbeş-3 kuyularında çalışmalar yapıldığını aktaran Aydal, bölgede toplam 24 kuyu açılmasının planlandığını ifade etti.

Diyarbakır dışında Trakya ve Erzurum bölgelerinde de kaya gazı potansiyeli bulunduğunun öne sürüldüğünü belirten Aydal, benzer faaliyetlerin bu alanlarda da başlatılmasının planlandığını söyledi.

“650 Kanserojen Kimyasal Kullanılıyor”

Prof. Dr. Doğan Aydal’ın en dikkat çekici uyarılarından biri ise hidrolik kırma sırasında kullanılan kimyasallar oldu.

ABD’li siyasetçiler Henry Waxman, Edward Markey ve Diana DeGette tarafından hazırlanan rapora atıfta bulunan Aydal, hidrolik kırma işlemlerinde 2 bin 500’den fazla kimyasal kullanıldığını, bunlardan yaklaşık 650’sinin ise kanserojen özellik taşıdığını belirtti.

Aydal açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Her bir kuyu için milyonlarca litre su kullanılmaktadır. Bu suyun içine çok yoğun kimyasallar karıştırılmaktadır. Çalışmalar tamamlandıktan sonra dahi bu kimyasalların toprağa ve yer altı sularına karışması kaçınılmaz hale gelmektedir.”

Rapora göre bir kuyunun açılması sırasında 4,5 milyon ila 13,5 milyon litre arasında su tüketildiğini belirten Aydal, kullanılan kimyasalların uzun vadede tarım alanlarına, içme sularına ve ekosisteme ciddi zararlar verebileceğini ifade etti.

“Deprem Riskini Arttırabilir”

Aydal’ın üzerinde durduğu bir diğer kritik konu ise hidrolik kırma yönteminin deprem riskini tetikleme ihtimali oldu.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun (USGS) verilerine değinen Aydal, hidrolik kırma faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgelerde küçük ve orta ölçekli deprem sayılarında ciddi artış yaşandığını belirtti.

Özellikle:

  • 2009 yılında 50,
  • 2010 yılında 87,
  • 2011 yılında ise 134 adet,

3 büyüklüğünün üzerinde deprem meydana geldiğini aktaran Aydal, bu sayıların önceki yıllara göre katlanarak arttığını ifade etti.

Columbia Üniversitesi sismologlarının Ohio’daki depremleri doğrudan hidrolik kırma faaliyetleriyle ilişkilendirdiğini söyleyen Aydal, Memphis Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi’nin de yer altına yüksek basınçla pompalanan sıvıların fay hatlarını harekete geçirebileceği yönünde bilimsel değerlendirmeler yaptığını belirtti.

“Türkiye’deki Fay Hatları Büyük Risk Taşıyor”

Prof. Dr. Doğan Aydal, Türkiye’de çalışma yapılması planlanan bölgelerin aktif fay hatlarına oldukça yakın olduğuna dikkat çekti.

Diyarbakır Silvan bölgesinin:

  • Doğu Anadolu Fay Sistemi (DAF)
  • Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı (GAB)

gibi aktif tektonik yapılara yakın olduğunu belirten Aydal, Trakya bölgesinin de Kuzey Anadolu Fay Hattı etkisinde bulunduğunu söyledi.

Kaya gazı çıkarılması sırasında uygulanan yaklaşık 12 bin PSI’lık yüksek basıncın yer altındaki jeolojik dengeleri bozabileceğini ifade eden Aydal, çatlatma sonrası ortaya çıkan kimyasal atık suların tekrar yer altına pompalanmasının deprem riskini daha da artırabileceğini savundu.

Birçok Ülkede Yasaklandı

Aydal açıklamasında, hidrolik kırma yönteminin çevresel ve sismik riskler nedeniyle birçok ülkede yasaklandığını da hatırlattı.

Bu yöntemin:

  • Fransa
  • Almanya
  • İngiltere
  • Avusturya
  • Bulgaristan

başta olmak üzere pek çok ülkede yasaklandığını belirten Aydal, ayrıca ABD’de New York, Vermont, Maryland, Washington ve California eyaletlerinde de uygulamanın durdurulduğunu söyledi.

“Devlet ve Halk Süreci Yakından İzlemeli”

Prof. Dr. Doğan Aydal açıklamasının sonunda, kaya gazı rezervlerine ilişkin açıklamaların büyük bölümünün yabancı şirketlerin raporlarına dayandığını belirterek dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

14 yıldır sonuç alınamayan projelerin yeniden gündeme getirilmesinin farklı boyutlarının araştırılması gerektiğini ifade eden Aydal, devlet kurumları, siyasi partiler ve bölge halkının süreci çok dikkatli takip etmesi gerektiğini söyledi.

Aydal açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Önlem alınmazsa ve bu çalışmalar kontrolsüz şekilde sürdürülürse, çıkarılacak gazdan asıl kazancı yabancı şirketler elde edecek; geride ise kirlenmiş topraklar, zarar görmüş su kaynakları ve artan deprem riski kalacaktır. Bunun bedelini milletimiz ödeyebilir.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.