Dolar 48,5250
Euro 56,3246
Altın 6.784,88
BİST 14.467,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 30°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
30°C
Parçalı Bulutlu
Paz 29°C
Pts 26°C
Sal 27°C
Çar 25°C

“Eğitim Sistemi Taşınamayacağı Yükün Altında Eziliyor!”

“Eğitim Sistemi Taşınamayacağı Yükün Altında Eziliyor!”
13 Eylül 2026 11:14
A+
A-

METİN ÖKSÜZ’DEN 2026-2027 EĞİTİM YILI İÇİN ACI TABLO: “EĞİTİM SİSTEMİNDE ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR”

2026-2027 eğitim öğretim yılı kapıya dayanırken eğitim camiasındaki sorunlar da yeniden Türkiye’nin gündemine taşındı. Devlet Memurları Eğitim Sendikası Genel Başkanı Metin Öksüz, yeni eğitim dönemine ilişkin yaptığı değerlendirmede yalnızca öğretmenlerin değil; öğrencilerin, velilerin, okul yöneticilerinin, memurların, hizmetlilerin ve bütün eğitim çalışanlarının ağırlaşan koşullar altında yeni bir döneme girdiğini savundu.

Öksüz’ün değerlendirmesi, “yeni eğitim yılı başladı” şeklindeki rutin açıklamaların çok ötesinde, eğitim sisteminin yapısal sorunlarına yönelik sert bir eleştiri niteliği taşıdı.

Sendika Başkanı Öksüz’e göre Türkiye’de eğitim alanında yıllardır biriken sorunlar artık birbirinden bağımsız başlıklar olmaktan çıktı. Öğretmenin ekonomik sıkıntısı, öğrencinin beslenme sorunu, velinin artan okul masrafları, okulların fiziki ihtiyaçları, personel eksiklikleri, liyakat tartışmaları, müfredat değişiklikleri, sınav baskısı ve eğitim çalışanlarının özlük hakları aynı zincirin halkaları haline geldi.

“EĞİTİM SİSTEMİ SADECE ÖĞRETMENDEN FEDAKÂRLIK BEKLEYEREK YÜRÜTÜLEMEZ”

Metin Öksüz, eğitim sistemindeki sorunların faturasının sürekli olarak öğretmenin omuzlarına yüklenmesine tepki gösterdi.

Öğretmenlerden her koşulda yüksek performans beklenirken onların ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlarının ikinci plana itilmesinin kabul edilemeyeceğini savunan Öksüz, eğitim çalışanlarının yalnızca görevi yerine getiren personel olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

Öğretmenin motivasyonunun, ekonomik güvenliğinin ve mesleki itibarının eğitim kalitesinin doğrudan belirleyicileri arasında olduğunu vurgulayan Öksüz, öğretmeni ekonomik olarak ayakta tutamayan bir sistemin öğrenciden başarı beklemesinin gerçekçi olmadığını ifade etti.

ÖĞRETMENİN CEBİNDEN EĞİTİM MODELİ

Eğitim çalışanlarının maaşlarının temel yaşam giderleri karşısında yetersiz kaldığını savunan Öksüz, öğretmenlerin barınmadan ulaşıma, gıdadan çocuklarının eğitim masraflarına kadar çok sayıda ekonomik yükle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

Özellikle büyükşehirlerde görev yapan eğitim çalışanlarının kira ve ulaşım giderlerinin maaşlar üzerinde ciddi baskı oluşturduğuna dikkat çeken Öksüz, öğretmenin mesleğini icra ederken ekonomik kaygılarla mücadele etmek zorunda bırakılmasının eğitim kalitesini de olumsuz etkilediğini savundu.

Sendikanın yaklaşımına göre mesele yalnızca “öğretmen maaşı” tartışması değil. Asıl sorun, eğitim çalışanlarının insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine sahip olup olmadığı.

OKULLARDA PERSONEL SORUNU: ÖĞRETMEN HER İŞİ YAPAN PERSONEL DEĞİLDİR

Öksüz’ün dikkat çektiği başlıklardan biri de okullardaki yardımcı personel ve idari iş yükü oldu.

Temizlik, güvenlik, evrak, yazışma, organizasyon ve çeşitli idari işlerin eğitim çalışanlarının asli görevlerinin üzerine binmesinin okullardaki işleyişi zorlaştırdığını savunan Öksüz, öğretmen ve okul yöneticilerinin eğitim dışındaki işlerle daha fazla meşgul edilmesinin öğrencinin eğitimine ayrılan zamanı daralttığını belirtti.

Bir okulun sağlıklı şekilde çalışabilmesi için yalnızca öğretmenin değil; memurun, hizmetlinin, güvenlik görevlisinin, teknik personelin ve diğer çalışanların da yeterli sayıda olması gerektiğini ifade eden Öksüz, “personel açığını fedakârlıkla kapatma” anlayışının sürdürülebilir olmadığını savundu.

ÖĞRENCİNİN SORUNU SADECE DERS DEĞİL

Metin Öksüz, öğrencilerin yaşadığı sorunların yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirilmesine de karşı çıktı.

Bir öğrencinin okula aç gelmesi, ulaşım sorunu yaşaması, kırtasiye ihtiyaçlarını karşılayamaması veya ailesinin ekonomik sıkıntıları nedeniyle eğitimden uzaklaşmasının sınav sonuçlarından çok daha önemli bir mesele olduğunu belirten Öksüz, eğitim politikalarının öğrencinin gerçek yaşam koşullarını dikkate alması gerektiğini söyledi.

Öğrencinin eğitim hakkının, ailesinin ekonomik gücüne bağlı hale gelmemesi gerektiğini vurgulayan Öksüz, eğitimde fırsat eşitliği söyleminin gerçek hayatta karşılığının bulunması gerektiğini savundu.

VELİLERİN OMZUNDAKİ YÜK GİDEREK BÜYÜYOR

Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde velilerin karşı karşıya kaldığı maliyetler de Öksüz’ün eleştirilerinde önemli yer tuttu.

Kırtasiye, okul kıyafeti, servis, beslenme, yardımcı kaynaklar ve diğer eğitim giderlerinin aile bütçesindeki payının giderek arttığını belirten Öksüz, özellikle dar ve orta gelirli ailelerin çocuklarının eğitim masraflarını karşılamakta zorlandığını ifade etti.

Öksüz’e göre eğitimde fırsat eşitliğinden söz edebilmek için yalnızca okulların kapılarının bütün öğrencilere açık olması yeterli değil.

Aynı okul sıralarında oturan çocukların eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilme imkânlarının da birbirine yakın olması gerekiyor.

“OKULUN İHTİYACINI VELİNİN CEBİNE YÜKLEMEK SOSYAL DEVLET ANLAYIŞIYLA BAĞDAŞMAZ”

Okulların fiziki ihtiyaçları, temizlik, bakım ve diğer temel giderleri konusunda da değerlendirmelerde bulunan Öksüz, eğitim kurumlarının ihtiyaçlarının velilerin ekonomik gücüne göre şekillenmemesi gerektiğini savundu.

Bir okulun temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sürekli olarak bağış veya yardım aramak zorunda kalmasının sistemsel bir probleme işaret ettiğini belirten Öksüz, eğitim bütçesinin öğrencinin ve okulun gerçek ihtiyaçlarına göre oluşturulması gerektiğini ifade etti.

SINAVLAR, MÜFREDAT VE SÜREKLİ DEĞİŞEN SİSTEM

Öksüz, eğitim sisteminin bir başka temel sorununun da sık sık değişen uygulamalar olduğunu savundu.

Öğrenci, veli ve öğretmenin her yeni düzenlemeyle yeniden uyum sağlamak zorunda bırakılmasının eğitimde istikrarı zedelediğini belirten Öksüz, uzun vadeli ve öngörülebilir bir eğitim politikasına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Eğitim sisteminin günlük siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini savunan Öksüz, çocukların geleceğinin kısa vadeli politik hesaplara kurban edilmemesi gerektiğini ifade etti.

LİYAKAT VE ADALET VURGUSU

Devlet Memurları Eğitim Sendikası Genel Başkanı Metin Öksüz, eğitim kurumlarındaki yönetici görevlendirmeleri ve kariyer süreçlerinde liyakat ve objektif kriterlerin esas alınması gerektiğini de savundu.

Eğitim kurumlarının yönetiminde siyasi veya kişisel ilişkilerden ziyade mesleki yeterlilik, deneyim ve başarı kriterlerinin belirleyici olması gerektiğini ifade eden Öksüz, eğitim gibi doğrudan çocukların geleceğini ilgilendiren bir alanda adalet duygusunun zedelenmesinin ağır sonuçlar doğuracağını belirtti.

EĞİTİM ÇALIŞANI YALNIZCA ÖĞRETMENDEN İBARET DEĞİL

Öksüz’ün açıklamasının geniş tabanlı başlıklarından biri de eğitim çalışanlarının tamamını kapsayan yaklaşım oldu.

Öğretmenlerin yanı sıra memurlar, hizmetliler, teknik personel, okul yöneticileri ve diğer eğitim çalışanlarının da sistemin ayrılmaz parçaları olduğunu vurgulayan Öksüz, eğitim politikalarının bütün çalışanların koşulları dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini savundu.

Bir okulun başarısının yalnızca öğretmenin performansıyla ölçülemeyeceğini belirten Öksüz, eğitim kurumlarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.

“EĞİTİMDE TASARRUF OLMAZ”

Öksüz’ün mesajındaki en sert başlıklardan biri ise eğitim harcamalarına ilişkin oldu.

Eğitim harcamalarının yalnızca gider kalemi olarak görülmemesi gerektiğini savunan Öksüz, eğitime yapılan yatırımın doğrudan ülkenin geleceğine yapılan yatırım olduğunu belirtti.

Okulların fiziki şartlarının iyileştirilmesi, teknolojik altyapının güçlendirilmesi, öğretmenlerin ekonomik koşullarının geliştirilmesi, yardımcı personel açığının giderilmesi ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarının desteklenmesi gerektiğini ifade eden Öksüz, eğitimde kalıcı tasarruf politikalarının uzun vadede daha ağır toplumsal maliyetler oluşturabileceği uyarısında bulundu.

“BU TABLO NORMALLEŞTİRİLEMEZ”

Devlet Memurları Eğitim Sendikası Genel Başkanı Metin Öksüz, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde ortaya çıkan tablonun “olağan” kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

Öksüz’ün açıklamalarının merkezinde, eğitim sisteminin sorunlarını öğretmenin fedakârlığıyla, velinin cebinden çıkan parayla veya okul yöneticilerinin kişisel çabalarıyla çözme anlayışının artık sona ermesi gerektiği görüşü yer aldı.

Sendika Başkanı, eğitim çalışanlarının sorunlarının ertelenmesinin öğrencilerin geleceğini de doğrudan etkilediğini belirterek, yeni dönemin yalnızca ders zilinin çalmasıyla değil, eğitim sisteminin bütün sorunlarının masaya yatırılmasıyla başlaması gerektiği mesajını verdi.

“ÇOCUĞUN GELECEĞİNİ BUGÜNÜN SORUNLARINA FEDA ETMEYELİM”

2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde yapılan değerlendirmelerin ortak noktasında ise şu tablo öne çıkıyor:

Öğretmen geçim derdinde, veli eğitim masraflarının altında eziliyor, öğrenci ekonomik koşulların gölgesinde eğitim almaya çalışıyor, okullar personel ve fiziki ihtiyaçlarla mücadele ediyor.

Metin Öksüz, bu tablonun artık münferit sorunlar şeklinde ele alınamayacağını savunarak, eğitim sisteminin bütün bileşenlerini kapsayan köklü bir yaklaşım değişikliğine ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Öksüz’ün mesajı sert:

Eğitim sistemi, öğretmenin fedakârlığına, velinin cebine ve öğrencinin sabrına daha fazla yaslanarak sürdürülemez.

2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte öğretmenlerin ekonomik ve özlük hakları, eğitim çalışanlarının çalışma koşulları, okulların personel ve fiziki ihtiyaçları, öğrencilerin eğitim maliyetleri ve velilerin artan ekonomik yükü yeniden Türkiye’nin en önemli gündem başlıkları arasında yer alacak.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.