Cumalıkızık halkında ciddi bir tedirginlik oluşturuyor
İYİ PARTİ YILDIRIM İLÇE BAŞKANI İSMAİL SEYİS: “CUMALIKIZIK’TA KÖYLÜNÜN DAHİL OLMADIĞI HİÇBİR KARARI DOĞRU BULMUYORUZ”
“CUMALIKIZIK’TA SÖZ SAHİBİ ÖNCE KÖYLÜ OLMALI”
BURSA – YILDIRIM: İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Cumalıkızık’ta son dönemde gündeme gelen düzenleme ve uygulamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, köy halkının karar süreçlerinin merkezinde olması gerektiğini söyledi. Seyis, “Köylünün dahil olmadığı hiçbir fikir, hiçbir proje ve hiçbir eylem doğru değildir” ifadelerini kullandı.
Cumalıkızık’ın yalnızca Yıldırım’ın değil, Bursa’nın ve Türkiye’nin önemli kültürel miras alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Seyis, tarihi dokunun korunması kadar, bu dokunun içerisinde yaşamını sürdüren köylülerin haklarının, ekonomik faaliyetlerinin ve sosyal yaşamının da korunması gerektiğini belirtti.
Seyis, özellikle köylülerin doğrudan etkileneceği kararların, yalnızca kurumlar veya kooperatif üzerinden değil, köy halkının tamamının görüşü alınarak, açık ve şeffaf bir istişare süreciyle yürütülmesi gerektiğini savundu.
“CUMALIKIZIK BİR PROJE ALANI DEĞİL, YAŞAYAN BİR KÖY”
Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kapsamındaki konumu, tarihi konut dokusu, geleneksel sokak yapısı ve kırsal karakteriyle korunması gereken özel bir alan olduğunu belirten Seyis, koruma anlayışının yalnızca binalara ve sokaklara indirgenmemesi gerektiğini söyledi.
Bursa Alan Başkanlığı da Cumalıkızık’ı, geleneksel sokak dokusu, ahşap yapıları ve kırsal yaşam karakterini koruyabilmiş önemli bir Osmanlı vakıf köyü olarak tanımlıyor. Alan Başkanlığı’nın açıklamalarında köyün özgünlüğünün ve bütünlüğünün korunmasının, kültürel miras açısından temel unsurlardan biri olduğu belirtiliyor.
Bu noktadan hareketle değerlendirmede bulunan Seyis, şu ifadeleri kullandı:
“Cumalıkızık sadece taşından, toprağından, evlerinden ve sokaklarından ibaret değildir. Cumalıkızık, burada yaşayan insanlarıyla Cumalıkızık’tır. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan, üreten, geçimini sağlayan, kültürünü ve geleneklerini yaşatan köylümüz yok sayılarak alınacak hiçbir kararın doğru sonuç vermeyeceğini düşünüyoruz.”
Seyis, tarihi dokunun korunması ile ekonomik ve sosyal hayatın sürdürülmesi arasında denge kurulması gerektiğini vurgulayarak, “Koruma adı altında köylünün yaşam alanı daraltılmamalı; düzenleme adı altında da tarihi kimliğin zedelenmesine izin verilmemelidir” dedi.
“100’E YAKIN KÖYLÜNÜN YARGILANDIĞI BİR ORTAMDA YENİ KARARLAR TEDİRGİNLİK YARATIYOR”
Cumalıkızık’ta yaklaşık 100 köylünün taraf olduğu veya yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığı davaların devam ettiğini belirten Seyis, bu süreçler sonuçlanmadan alınan veya gündeme getirilen yeni kararların köy halkında kaygıya neden olduğunu ileri sürdü.
Seyis, konuyla ilgili değerlendirmesinde:
“Bugün yaklaşık 100’e yakın köylümüzün yargılandığı davalar devam ederken, köylümüzü doğrudan ilgilendiren yeni kararların alınması, doğal olarak Cumalıkızık halkında ciddi bir tedirginlik oluşturuyor. İnsanların devam eden hukuki süreçlerle ilgili kaygıları ortadayken, onların görüşlerini almadan yeni düzenlemeler yapmak doğru bir yöntem değildir.”
dedi.
Seyis, hukuki süreçlerin tarafı olmayan kişiler açısından kesin hüküm oluşturacak ifadeler kullanılmaması gerektiğini de belirterek, devam eden davaların sonucunun yargı makamlarınca belirleneceğini, ancak kamu yönetimi açısından asıl meselenin köylünün kendisini doğrudan ilgilendiren uygulamalarda sürece dahil edilmesi olduğunu savundu.
“KOOPERATİF VARSA KÖYLÜ DE VAR”
Cumalıkızık’taki yeni düzenlemelerde kooperatifin rolünün gündeme gelmesine de değinen Seyis, kooperatiflerin köy ekonomisine katkı sağlayabilecek yapılar olduğunu ancak köyün tamamının iradesinin tek başına herhangi bir yapı üzerinden temsil edildiği varsayımının tartışılması gerektiğini söyledi.
23 Eylül 2026 tarihinde Yıldırım Belediyesi tarafından yapılan açıklamaya göre, Yıldırım Kaymakamlığı, Yıldırım Belediyesi ve Cumalıkızık Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi arasında bir protokol imzalandı. Açıklamada, köy girişindeki mevcut hediyelik eşya pazarı ve sokaklardaki düzensiz satış alanlarının tarihi dokuya uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, yeni bir pazar alanı oluşturulması ve bölge halkının burada geleneksel ürünlerini daha düzenli şekilde satabilmesi hedeflendiği bildirildi.
Seyis ise burada temel sorunun yalnızca “pazar alanı nerede olacak?” sorusundan ibaret olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Kooperatif elbette köy ekonomisinin önemli bir parçası olabilir. Ancak kooperatifin varlığı, köylünün tamamının iradesinin yerine geçmemelidir. Köyde yaşayan insanlara ‘Sizin için karar verdik’ anlayışıyla yaklaşılmamalıdır. Köylü ne düşünüyor, hangi uygulamayı istiyor, hangi uygulamaya karşı çıkıyor; bunların tamamı açık şekilde ortaya konulmalıdır.”
“YILDIRIM BELEDİYESİ VE BAŞKAN OKTAY YILMAZ’IN DAHİLİYETİ AYRICA SORGULANMALI”
İsmail Seyis, Cumalıkızık’taki son düzenlemelerde Yıldırım Belediyesi’nin ve Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın doğrudan rol üstlenmesine de dikkat çekti.
Yıldırım Belediyesi, 23 Eylül tarihli açıklamasında Cumalıkızık’ta kültürel mirası koruyarak yaşam kalitesini artırmayı amaçladığını; yeni pazar alanı ve açık otopark gibi düzenlemelerin hayata geçirileceğini duyurdu. Belediyenin açıklamasında çalışmaların Yıldırım Kaymakamlığı ve kooperatifle imzalanan protokol çerçevesinde yürütüleceği belirtildi.
Seyis ise belediyenin sürece dahil olmasının kendileri açısından ayrıca açıklığa kavuşturulması gereken bir konu olduğunu ifade ederek:
“Yıldırım Belediyesi’nin ve Sayın Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın bu sürecin içerisinde olması başlı başına üzerinde durulması gereken bir konudur. Belediyenin görevi elbette kamu yararını gözetmek ve tarihi dokuyu korumaktır. Ancak kamu yararı adına yapılan her uygulamanın da şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir olması gerekir.”
dedi.
Seyis, belediye tarafından yapılan çalışmaların amaçlarının kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini belirterek, hangi alanın hangi amaçla kullanılacağı, köylünün mevcut kullanım hakkının nasıl etkileneceği, ekonomik faaliyetlerin nasıl düzenleneceği ve karar alma mekanizmasına köylünün hangi ölçüde dahil edileceği gibi başlıkların cevaplanmasını istedi.
“RANT İDDİALARININ ÖNÜNE GEÇMENİN YOLU ŞEFFAFLIKTIR”
Cumalıkızık gibi yüksek turizm ve kültürel miras değerine sahip bölgelerde ekonomik değer artışının beraberinde farklı tartışmaları da getirebildiğini belirten Seyis, ortaya atılabilecek rant tartışmalarının önüne geçmenin yolunun açık ve şeffaf yönetim anlayışı olduğunu söyledi.
“Biz kimseyi peşinen suçlamıyoruz. Ancak Cumalıkızık gibi değeri her geçen gün daha fazla anlaşılan bir yerde alınan her kararın kamuoyunun önünde olması gerekir. Eğer yapılan çalışma gerçekten tarihi dokuyu korumak, köylünün gelirini artırmak ve yaşam koşullarını iyileştirmek amacı taşıyorsa, bunun bütün ayrıntılarıyla anlatılmasından kimsenin rahatsız olmaması gerekir.”
diyen Seyis, “Şeffaflık varsa soru işaretleri azalır, kapalı kapılar ardında yürütülen süreçler varsa doğal olarak kamuoyunda farklı değerlendirmeler ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.
“UNESCO MİRASI KORUNACAKSA KÖYLÜNÜN YAŞAM TARZI DA KORUNMALI”
Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası statüsünün yalnızca turizm açısından bir marka değeri olarak görülmemesi gerektiğini belirten Seyis, UNESCO mirasının temelinde tarihi dokunun, geleneksel yaşam biçiminin ve özgünlüğün korunmasının bulunduğunu söyledi.
Bursa Alan Başkanlığı da Cumalıkızık’ın özgünlüğünü; konut dokusu, tarım alanları, genel yerleşim düzeni ve geleneksel yaşam tarzıyla birlikte ele alıyor. Alan Başkanlığı ayrıca Dünya Miras alanlarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında korunduğunu belirtiyor.
Seyis bu çerçevede şu çağrıyı yaptı:
“UNESCO mirasını korumak demek sadece eski evlerin görüntüsünü korumak değildir. O evlerin içerisinde yaşayan insanları, o sokaklarda devam eden hayatı, köylünün üretimini, kadınların emeğini, esnafın geçimini ve köy kültürünü de korumaktır. Eğer köylü zaman içerisinde kendi köyünde söz sahibi olmaktan çıkarılırsa, tarihi dokuyu koruduğumuzu söylemek eksik kalır.”
“KÖYLÜNÜN SESİ DUYULMADAN CUMALIKIZIK İÇİN KARAR ALINMAMALI”
İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Cumalıkızık konusunda siyasi tartışmanın ötesinde bir yaklaşım gerektiğini ifade ederek, bütün siyasi partilerin, kamu kurumlarının, belediyelerin, kooperatiflerin, sivil toplum kuruluşlarının ve köy halkının aynı masada buluşması gerektiğini söyledi.
Seyis, köylünün temsilcilerinin yanı sıra farklı görüşlere sahip köylülerin de sürece dahil edilmesi, toplantıların tutanak altına alınması ve alınacak kararların kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu.
“Cumalıkızık için masa kurulacaksa o masada Cumalıkızık köylüsü mutlaka oturmalıdır. Köylünün dahil olmadığı hiçbir fikir, hiçbir proje, hiçbir eylem doğru değildir. Bizim yaklaşımımız budur.”
“CUMALIKIZIK’TA KÖYLÜMÜZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Açıklamasının sonunda Cumalıkızık halkının yanında olacaklarını vurgulayan Seyis, tarihi köyün geleceğinin yalnızca bugünün ekonomik getirileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Seyis sözlerini şöyle tamamladı:
“Cumalıkızık bizim ortak mirasımızdır. Ancak bu mirasın asıl sahibi ve taşıyıcısı, burada yüzyıllardır yaşayan insanlardır. Köylümüzün emeğini, hakkını ve söz hakkını yok saymadan tarihi dokuyu korumak zorundayız. Biz Cumalıkızık köyümüzde köylümüze sahip çıkacağız. Köylünün olmadığı hiçbir kararın arkasında olmayacağız.”
“Burada bizim istediğimiz çok açık: Şeffaf yönetim, gerçek istişare, köylünün söz sahibi olması, tarihi dokuya saygı ve Cumalıkızık’ın geleceğinin günübirlik hesaplara kurban edilmemesi. Cumalıkızık’ın 700 yıllık mirası gelecek nesillere aktarılacaksa, bugün bu mirasın içerisinde yaşayan insanların da hakkı ve iradesi korunmalıdır.”
CUMALIKIZIK’TA TARTIŞMANIN ODAĞINDA NE VAR?
Cumalıkızık’ta tartışmaların bir tarafında tarihi dokunun korunması, düzensiz satış alanlarının düzenlenmesi ve turizm faaliyetlerinin daha kontrollü yürütülmesi hedefi bulunuyor. Yıldırım Belediyesi ve ilgili kurumların son açıklamalarında yeni pazar alanı ve otopark düzenlemesi bu çerçevede gerekçelendiriliyor.
Diğer tarafta ise İsmail Seyis’in dile getirdiği “köylünün karar süreçlerindeki yeri” başlığı bulunuyor. Seyis, özellikle devam eden hukuki süreçler nedeniyle köylülerin yaşadığı tedirginliğin dikkate alınmasını ve yeni uygulamalarda köylünün doğrudan söz sahibi olmasını talep ediyor.
Bu nedenle Cumalıkızık açısından önümüzdeki dönemde “tarihi dokunun korunması” ile “köylünün sosyal, ekonomik ve yönetsel haklarının korunması” arasındaki dengenin nasıl kurulacağı, kamuoyunun yakından takip edeceği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.