Dolar 48,6753
Euro 56,0025
Altın 6.762,34
BİST 13.239,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 21°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
21°C
Hafif Yağmurlu
Per 25°C
Cum 24°C
Cts 28°C
Paz 28°C

BİZ MUTLULUK PEŞİNDE KOŞARKEN GÖNÜL SESSİZCE AĞLIYOR

BİZ MUTLULUK PEŞİNDE KOŞARKEN GÖNÜL SESSİZCE AĞLIYOR
17 Eylül 2026 11:22
A+
A-

 

Bu hafta sizinle dertleşmek hissi ile duygularım aktı gitti efendim.

Buyrun birlikte okuyalım yazımı.

 

Bismillahirrahmanirrahim…

İnsan bazen bütün ömrünü mutlu olmaya çalışarak geçirir de, kendisine verilen huzurun kapısının nerede olduğunu fark edemez. Daha güzel görünmek, daha çok sevilmek, daha fazla takdir edilmek, biraz daha aranmak, biraz daha hatırlanmak ister. Nefis her defasında başka bir hedef gösterir; insan da ona yetişebilmek için ömrünü tüketir. Oysa bütün bu koşuşturmanın içinde sessizce bekleyen bir gönül vardır. Kimsenin görmediği, kimsenin duymadığı o gönül, aslında tek bir şey ister: Hakikaten görülmek…

Çağımız insanı mutluluğu yaşamaktan ziyade mutluluğunu göstermenin telaşına düştü. Bir tebessümün ardında saklanan kırgınlıkları, güzel cümlelerin altında biriken yalnızlıkları, kalabalıkların içinde büyüyen sessizliği artık fark etmekte zorlanıyoruz. İnsanlar birbirlerinin suretlerine bakıyor, fakat sîretlerine nüfuz edemiyor. Herkes iyi görünmek zorunda hissediyor kendisini. Güçlü, başarılı, huzurlu, güzel, mutlu… Sanki insanın yorulmaya, kırılmaya, eksilmeye hakkı yokmuş gibi. Hâlbuki insan, biraz da yarasıyla insandır.

Asıl mesele mutluluğun peşinde koşmak değil; mutluluğu nerede aradığımızdır. İnsan kıymetini insanların nazarında aradığında, bir bakışla yükselir, bir sözle yıkılır. Birinin ilgisiyle kendisini değerli hisseder, ilgisizliğiyle kendi kıymetinden şüphe eder. Bir beğeniyle gönlü kabarır, bir unutuluşla içine kapanır. Çünkü fâninin verdiği değer de fanidir. Bugün seni göklere çıkaran nazar, yarın yüzünü senden çevirebilir. Gönül ise değişmeyen bir nazar arar.

İnsan, kendi kıymetini insanların ölçüsünden kurtarıp Hakk’ın nazarına teslim etmeyi öğrenir. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın varlık âleminde boşuna yarattığı hiçbir zerre yoktur. İnsan da kendisine biçilen kıymeti başkalarının alkışından öğrenmek zorunda değildir. Ona can verilmiş, akıl verilmiş, gönül verilmiş, idrak verilmiş; en mühimi, kendisini Rabbine götürecek bir istidat verilmiştir. İnsan bunu idrak ettiğinde, dışarıdan gelecek övgünün peşinde koşan tarafı yavaş yavaş sükûta çekilir.

Ne kadar da çok “beni sev” diyoruz hayatın içinde… “Beni gör, beni fark et, beni önemse, beni bırakma, beni unutma…” Bazen bunu kelimelerle söylemiyoruz; fedakârlıklarımızla, susuşlarımızla, kırgınlıklarımızla, sürekli güçlü görünme çabamızla söylüyoruz. Oysa gönlün asıl ihtiyacı insanların bizi tamamlaması değil, içimizdeki boşluğun doğru kapıya yönelmesidir.

Çünkü insan, bütün dünyadan sevgi toplasa bile kendi içindeki yetimliği iyileştiremez; eğer sevgisinin kaynağını bilmiyorsa… Bir ömür alkışlanıp yine de yalnız kalabilir. Herkes tarafından beğenilip kendisine yabancılaşabilir. Kalabalıkların ortasında bulunup kendi gönlünün sesini duyamayabilir.

Belki de bu yüzden biraz durmak gerekiyor.

Kendimize şu soruyu sormak gerekiyor: Ben gerçekten mutlu muyum, yoksa mutlu görünmeye mi çalışıyorum? Beni üzen şey yaşadığım hayat mı, yoksa yeterince değer görmediğimi düşünmek mi?

Bu soruların cevabı insanı kendi içine götürür. Kendi içine inen insan ise orada yalnızca yaralarını değil, Rabbine açılan kapıları da bulur.

Gönül, insanların nazarında kıymet aramaktan yorulduğunda Hakk’ın nazarına yönelir. İşte o zaman insanın içinde başka bir zenginlik doğar. Artık herkesin seni anlamasına ihtiyaç duymazsın. Herkesin seni sevmesine, takdir etmesine, görmesine mecbur hissetmezsin kendini. Çünkü bilirsin ki seni var eden kudret, seni senden daha iyi bilmektedir.

Ve belki gerçek mutluluk tam da burada başlar.

İnsan, kendisini dünyaya ispat etmeyi bıraktığında; Rabbine karşı hakikatini yaşamaya başladığında…

O vakit gönül, sessizce ağlamaktan vazgeçer.

Çünkü aradığı kıymetin dışarıda değil, kendisine verilmiş ilâhî emanette olduğunu anlamıştır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.