Adam Sessizce kayboldu
Sabah saat 06:oo alarm çalmadan birkaç dakika önce açıldı gözleri.
Alışkanlık…
Yorgunlukla karışmış bir bilinç hali.
Adı Umut’tu
Bir zamanlar hayalleri vardı.
Büyük değil ama kendine aitti.
Bir sahil kenarına gitmek ve bir ağacın altındaki banka oturup dalgaları izlemek ve
sevdikleriyle sade bir yaşam sürmekti
Telefonunu aldı eline.
Haberler…
Ekonomik kriz…
Emekli, emekçi sorunları…
ABD/israil- İran savaşı…
TV de söylenen yalanlar…
Birbirine öfkeli insanlar…
Daha sabahın ilk dakikasında,
dünyanın bütün yükü zihnine boşalmıştı.
Umut kötü biri değildi ama zaman içinde yavaş yavaş duyarsız birine dönüşmüştü.
İlk başta sadece biraz sinirliydi.
Sonra daha çabuk öfkelenmeye başlamıştı. Sonra içine iyice kapandı ve sustu.
İşte en tehlikelisi buydu.
İnsan bazen bağırmaz sadece içinden çekilirdi.
Umut’a da öyle olmuştu.
Şimdi artık haberleri izliyor ama inanmıyordu…
İnsanlarla konuşuyor ama hissetmiyordu…
Gülümsüyor ama içi kıpırdamıyordu.
Hayat hızla akıyor ama Umut’un kanı adeta çekilmiş gibiydi neredeyse yaşamıyordu.
Bir gün fark etti…
.Eskiden çocuklardan kağıt mendil alırdı.
Şimdi görmezden geliyordu.
.Eskiden sokaktaki köpeğin kabına su koyardı.
. Kedileri beslerdi
Artık
“benim derdim bana yeter”
diyordu.
.Eskiden haksızlığa sinirlenirdi.
Şimdi omuz silkiyordu.
O gün aynaya baktı.
Kendisini değil, sisteme alıştırılmış o yabancıyı gördü.
Akşamüstüydü.
Bir çocuk elinde birkaç kalemle yanına geldi.
-Abi alır mısın dedi.
Umut refleksle “yok” dedi ve yürümeye devam etti.
Ama birkaç adım sonra durdu.
Çünkü o çocuğun gözlerinde bir şey vardı.
Korku değil.
Yalvarma değil.
*Umuttu…*
Adı gibi…
Döndü.
Çocuğun yanına gitti.
Parayı uzattı, kalemlerin hepsini aldı.
Evet, mesele sadece para değildi.
Çocuğun gülümsemesiydi.
Umut’un o an uzun zamandır ilk kez içinde bir şey kıpırdamıştı.
Ve o gün Umut anladı.
*Dünya değişmemişti o değişmişti.*
Zihni yorulmuştu.
Kalbi körelmişti.
Ama tamamen ölmemişti.
Sadece üstü kabuk bağlamıştı.
Umut ertesi sabah her zaman ki gibi erkenden uyandı.
Ama bu kez hemen eline telefonunu almadı, pencereyi açtı derin bir nefes aldı.
Ve kendi kendine şunu söyledi.
*“Beni bu hale getiren şey dışarısı değil, benim içimde susturduğum şeydi.”*
*O gün bir karar verdi. Dünyayı değiştirmeyecekti ama kendi içindeki dünyayı geri alacaktı.*
Bu hikaye Umut’unn değil *hepimizin.*
Kimimiz farkındayız, kimimiz değil ama şunu bilmenizi isterim…
*İnsan bir günde yok olmuyor ama isterse, bir günde kabuğunu kırıp uyanabilir.*
Dilerim ülkemin insanlarıda kabuğunu kırar ve uyanır
Bir gün…