Dolar 46,6255
Euro 53,1127
Altın 6.130,13
BİST 14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32°C
Açık
Bursa
32°C
Açık
Pts 34°C
Sal 35°C
Çar 34°C
Per 32°C

UMUDUN DAMARLARINDAN ÇALINAN HAYAT

UMUDUN DAMARLARINDAN ÇALINAN HAYAT
3 Haziran 2026 07:46
A+
A-

BU HAFTA YİNE YÜREĞİME AĞIR GELEN, VİCDANIMDA DERİN YARALAR AÇAN VE İNSANLIĞIN NEREYE SAVRULDUĞUNU SORGULATMADAN EDEMEDİĞİM BİR HABERLE KARŞINIZDAYIM KIYMETLİ OKUYUCULARIM

Gelin haberi birlikte okuyalım…
Son günlerde Bursa’da bir özel hastanede kanser ilaçlarıyla ilgili yürütülen soruşturma ve kamuoyuna yansıyan bilgiler, toplumun vicdanında derin bir sarsıntıya neden oldu. Tedavide kullanılan bazı ilaçlarla ilgili usulsüzlük iddiaları, gözaltılar ve adli süreçler gündeme taşındı.
Elbette nihai sözü mahkemeler söyleyecek.
Elbette adalet, deliller ve hukuki süreçler üzerinden tecelli edecek.

Ancak bazen insanı sarsan şey yalnızca sonuç değildir.
Bazen ihtimalin kendisi bile vicdanı kanatmaya yeter.
Çünkü burada konuştuğumuz şey herhangi bir sektör değildir.
Burada konuştuğumuz şey insan hayatıdır.
Burada konuştuğumuz şey, ölümle yaşam arasındaki ince çizgide yürüyen insanların umududur.
Kanser hastaları yalnızca ilaç almazlar.
Onlar her tedavi gününde hayata biraz daha tutunmaya çalışırlar.
Her serum, bir annenin evladına kavuşma duasıdır.
Her kür, bir babanın çocuklarına biraz daha fazla zaman bırakabilme arzusudur.
Her ilaç, yarım kalmış bir hikâyenin devam etme ihtimalidir.

İşte bu yüzden sağlık alanında ortaya çıkan her şaibe, yalnızca bir haber başlığı değildir.
Bu, toplumun güven duygusuna vurulmuş ağır bir darbedir.
Bugün üzerinde düşünmemiz gereken asıl mesele şudur:
İnsan ne zaman insanın acısına karşı bu kadar duyarsızlaştı?
Ne zaman kazanç, vicdanın önüne geçti?

Ne zaman rakamlar, insan hayatından daha değerli hâle geldi?
Modern çağın en büyük krizi ekonomik değildir.
Modern çağın en büyük krizi vicdan krizidir.
Çünkü merhamet kaybolduğunda hukuk yetişmeye çalışır.

Vicdan sustuğunda mahkemeler konuşmaya başlar.
Oysa bir toplumun asıl güvencesi kanunlar değil, insanların içindeki ahlaki terazidir.
Bugün yaralanan yalnızca hastalar değildir.
Yaralanan şey güven duygusudur.

Yaralanan şey insanın insana emanet olabilme inancıdır.
Çünkü hastane dediğimiz yer, insanın en savunmasız hâliyle kapısından içeri girdiği yerdir.
İnsan oraya yalnız bedenini götürmez.
Korkularını götürür.
Dualarını götürür.
Çocuklarını götürür.
Sevdiklerini götürür.
Yarınlarını götürür.
Ve hepsini bir güven duygusuna teslim eder.
İşte bu yüzden bazı olaylar yalnızca adli dosyalarda yer almaz.
Toplum hafızasına kazınır.
Yıllar geçer, isimler unutulur.
Dosyalar kapanır.
Mahkemeler biter.
Fakat insanların kalbinde oluşan kırılma uzun süre onarılmaz.
Çünkü bazı suçlar kasadan para çalmaz.
Bazı suçlar ömürden zaman çalar.
Bazı suçlar bir ilacı eksiltmez.
Bir annenin umudunu eksiltir.
Bir babanın yarınını eksiltir.
Bir çocuğun duasını eksiltir.
Ve insanlık tarihine baktığımızda görürüz ki;
Bir toplum, binaları yıkıldığında değil…
Vicdanı yıkıldığında enkaza döner.
Çünkü taş üstüne taş yeniden konulur.
Yollar yeniden yapılır.
Kurumlar yeniden inşa edilir.
Ama bir insanın güveni kırıldığında, onun tamiri bazen yıllar sürer.
Bu nedenle mesele yalnızca bir soruşturma değildir.
Mesele, insan kalabilme meselesidir.

Ve unutmayalım…
Bir insanın elinden ekmeğini almak zulümdür.
Bir insanın elinden malını almak haksızlıktır.
Ama bir insanın elinden umudunu almak…
İşte o, vicdanın iflas ettiği yerdir…
Duyguma şahitlik ettiğiniz ve yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum ve herkesin insanlık nerede denilen o kutlu yere vicdana davet ediyorum…Toplumu toplum yapan ana duygudur vicdan.
Muhabbet ile selamlıyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.