Dolar 45,3648
Euro 53,4078
Altın 6.886,48
BİST 15.050,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 26°C
Az Bulutlu
Bursa
26°C
Az Bulutlu
Cts 25°C
Paz 25°C
Pts 26°C
Sal 28°C

Adam Sessizce kayboldu

Adam Sessizce kayboldu
8 Mayıs 2026 14:29
A+
A-

Sabah saat 06:oo alarm çalmadan birkaç dakika önce açıldı gözleri.

Alışkanlık…
Yorgunlukla karışmış bir bilinç hali.

Adı Umut’tu
Bir zamanlar hayalleri vardı.
Büyük değil ama kendine aitti.

Bir sahil kenarına gitmek ve bir ağacın altındaki banka oturup dalgaları izlemek ve
sevdikleriyle sade bir yaşam sürmekti

Telefonunu aldı eline.
Haberler…
Ekonomik kriz…
Emekli, emekçi sorunları…
ABD/israil- İran savaşı…
TV de söylenen yalanlar…
Birbirine öfkeli insanlar…
Daha sabahın ilk dakikasında,
dünyanın bütün yükü zihnine boşalmıştı.

Umut kötü biri değildi ama zaman içinde yavaş yavaş duyarsız birine dönüşmüştü.
İlk başta sadece biraz sinirliydi.
Sonra daha çabuk öfkelenmeye başlamıştı. Sonra içine iyice kapandı ve sustu.

İşte en tehlikelisi buydu.
İnsan bazen bağırmaz sadece içinden çekilirdi.
Umut’a da öyle olmuştu.

Şimdi artık haberleri izliyor ama inanmıyordu…
İnsanlarla konuşuyor ama hissetmiyordu…
Gülümsüyor ama içi kıpırdamıyordu.

Hayat hızla akıyor ama Umut’un kanı adeta çekilmiş gibiydi neredeyse yaşamıyordu.

Bir gün fark etti…
.Eskiden çocuklardan kağıt mendil alırdı.
Şimdi görmezden geliyordu.
.Eskiden sokaktaki köpeğin kabına su koyardı.
. Kedileri beslerdi
Artık
“benim derdim bana yeter”
diyordu.
.Eskiden haksızlığa sinirlenirdi.
Şimdi omuz silkiyordu.

O gün aynaya baktı.
Kendisini değil, sisteme alıştırılmış o yabancıyı gördü.

Akşamüstüydü.
Bir çocuk elinde birkaç kalemle yanına geldi.
-Abi alır mısın dedi.
Umut refleksle “yok” dedi ve yürümeye devam etti.
Ama birkaç adım sonra durdu.
Çünkü o çocuğun gözlerinde bir şey vardı.
Korku değil.
Yalvarma değil.
*Umuttu…*
Adı gibi…
Döndü.
Çocuğun yanına gitti.
Parayı uzattı, kalemlerin hepsini aldı.

Evet, mesele sadece para değildi.
Çocuğun gülümsemesiydi.
Umut’un o an uzun zamandır ilk kez içinde bir şey kıpırdamıştı.

Ve o gün Umut anladı.
*Dünya değişmemişti o değişmişti.*
Zihni yorulmuştu.
Kalbi körelmişti.
Ama tamamen ölmemişti.
Sadece üstü kabuk bağlamıştı.

Umut ertesi sabah her zaman ki gibi erkenden uyandı.
Ama bu kez hemen eline telefonunu almadı, pencereyi açtı derin bir nefes aldı.
Ve kendi kendine şunu söyledi.
*“Beni bu hale getiren şey dışarısı değil, benim içimde susturduğum şeydi.”*

*O gün bir karar verdi. Dünyayı değiştirmeyecekti ama kendi içindeki dünyayı geri alacaktı.*

Bu hikaye Umut’unn değil *hepimizin.*

Kimimiz farkındayız, kimimiz değil ama şunu bilmenizi isterim…
*İnsan bir günde yok olmuyor ama isterse, bir günde kabuğunu kırıp uyanabilir.*

Dilerim ülkemin insanlarıda kabuğunu kırar ve uyanır

Bir gün…

ETİKETLER: , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.