Dolar 44,2976
Euro 51,3018
Altın 6.406,80
BİST 13.047,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 9°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
9°C
Hafif Yağmurlu
Paz 10°C
Pts 12°C
Sal 10°C
Çar 12°C

BAYRAM GELDİ… KALBİMİZDE SEVİNÇ, GÖNLÜMÜZDE BİR TATLI HÜZÜN

BAYRAM GELDİ… KALBİMİZDE SEVİNÇ, GÖNLÜMÜZDE BİR TATLI HÜZÜN
22 Mart 2026 10:54
A+
A-

Ramazan ayı çekilirken insanın içinde tuhaf bir duygu kalır.

Bir yanda bir ay boyunca yaşanan o manevi iklimin bitişine duyulan mahzunluk, diğer yanda bayramın yaklaşan sevinci… Sanki kalbimiz hem teşekkür eder hem de biraz hüzünlenir. Çünkü Ramazan insanı yavaşlatan, kalbi yumuşatan, ruhu incelten bir misafir gibidir. Ve ardından gelen bayram, o misafirin bıraktığı bereketin sevincidir.
Ramazan Bayramı bu yüzden sıradan bir gün değildir.

Oruçla terbiye edilen nefsin ardından gelen bir ferahlıktır.
Bir ay boyunca sabırla, dua ile, paylaşmayla yoğrulan kalplerin birbirine yeniden yaklaşmasıdır.

Bayram sabahı camilerden yükselen o ilk selam, aslında bir milletin aynı duada buluştuğu andır. İnsanlar saf saf durur, omuz omuza verir ve farkında olmadan aynı duygunun içinde erirler. Tanıdık olsun olmasın herkesin yüzünde aynı tebessüm vardır.

“Bayramınız mübarek olsun.”
Bu cümle bazen kısa bir selamdır ama içinde koskoca bir gönül vardır.
Eskiden bayram sabahları biraz daha başka yaşanırdı.

Evlerin içinde tatlı bir telaş olurdu. Anneler mutfakta bayram hazırlıkları yaparken mutfağın kokusu bütün eve yayılırdı. Babalar bayram namazından dönerken ellerinde şeker ya da küçük hediyeler olurdu. Çocuklar ise kapı kapı dolaşmanın heyecanıyla sokaklara dökülürdü.

Ama aslında bayramın en güzel tarafı ne şekerdi ne de yeni kıyafetlerdi.
En güzel tarafı insanların birbirine yakın olmasıydı.
Bir kapı çalınırdı.
Bir el uzatılırdı.
Bir gönül alınırdı.
Komşular birbirine uğrar, büyüklerin elleri öpülür, küçüklerin gözlerinde parlayan sevinç bütün mahalleyi aydınlatırdı.
Bugün bazen içimizden şu söz dökülüyor:
“Ah… nerede o eski bayramlar…”
Ama galiba insan aslında bayramı değil, o bayramların içindeki insanları özlüyor.
Bayram sabahı bizi kapıda karşılayan dedeleri…
Gelen gidene yetişmeye çalışan anneleri…
Çocukların cebine harçlık koyarken yüzü gülen babaları…
Birçoğu artık aramızda yok.
İşte bu yüzden bayram geldiğinde kalbimizin bir köşesinde ince bir sızı belirir. Çünkü bayram sadece sevinci değil, özlemi de uyandırır.

Kabristan yollarının bayram sabahları dolu olmasının sebebi de budur. İnsan sevdiklerinin mezarına gider, bir Fatiha okur ve kalbinde sakladığı cümleleri sessizce dile getirir.

Belki şöyle der içinden:
“Bugün de yanımda olsaydın…”
Ama hayat böyle bir yolculuktur. Gelenler olduğu gibi gidenler de olur. Hatıralar ise kalbin içinde yaşamaya devam eder.

Elbette zaman değişti. Mahalleler değişti, hayatın temposu değişti. Eskisi kadar uzun ziyaretler belki yapılamıyor. Kapılar eskisi kadar sık çalınmıyor.
Ama bayramın özü hâlâ aynı yerde duruyor.

Bir büyüğü arayıp hatırını sormakta…
Bir kırgınlığı bitirmekte…
Bir yetimin başını okşamakta…
Bir çocuğun yüzüne sevinç bırakmakta…
Dinimizin bize öğrettiği bayram da tam olarak budur. Bayram; paylaşmanın, merhametin ve kardeşliğin yeniden hatırlandığı gündür. Bu yüzden fitre verilir, sadaka verilir. Çünkü kimse bayram sabahına boynu bükük girmesin istenir.

Bayramın bereketi sofraların büyüklüğünde değil, gönüllerin genişliğindedir.

Belki biz “nerede o eski bayramlar” diye iç geçiriyoruz ama farkında olmadan yeni bayramların hatırasını da biz yazıyoruz. Bugün çocukların gözlerinde gördüğümüz o parıltı, yarın onların anlatacağı bir hatıra olacak.
Bir gün onlar da büyüyecek ve belki şöyle diyecekler:
“Bizim çocukluğumuzdaki bayramlar ne güzeldi…”
İşte o zaman geriye sevgi dolu hatıralar bırakabilmek çok kıymetli. Çocuklara bayramın sadece şeker toplamak olmadığını, büyüklerin duasını almak olduğunu öğretmek gerekiyor. Bayramın sadece bir gelenek değil, bir gönül mirası olduğunu anlatmak gerekiyor.
Çünkü bayramlar sadece gün değildir.
Bayramlar bir milletin hafızasıdır.
Bir toplumun merhametidir.
Bir ümmetin ortak sevincidir.
Bu bayram…
Kabristanlara gidip kaybettiklerimizi rahmetle analım.
Büyüklerimizin ellerini öpelim, dualarını alalım.

Küçüklerin kalbine sevinç bırakalım.
Kırgınlıkları bayram kapısından içeri sokmayalım.
Ve şunu hiç unutmayalım:
Bayram kapıyı çalan bir gün değildir sadece.
Bayram, insanın içindeki iyiliğin yeniden ayağa kalktığı zamandır.
Ramazan Bayramı’nız mübarek olsun.
Kalbiniz huzurla dolsun, evleriniz bereketle şenlensin.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.