
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAZARLAR arşivleri | Gemlik Basın</title>
	<atom:link href="https://gemlikbasin.net/category/kose-yazisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gemlikbasin.net/category/kose-yazisi/</link>
	<description>Tarafsız Haberin Doğru Adresi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Jul 2026 08:09:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>BÜYÜK AYRIŞMA: İNSANLIK YENİ BİR EŞİĞİN ÖNÜNDE</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/buyuk-ayrisma-insanlik-yeni-bir-esigin-onunde/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/buyuk-ayrisma-insanlik-yeni-bir-esigin-onunde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Tankut]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 08:09:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=24179</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maskelerin Düştüğü Çağ: Safını Belirleme Vakti Bugün siz değerli okurlarımla son yıllarda giderek daha belirgin hale gelen önemli bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Dünya sadece siyasi, ekonomik veya teknolojik bir dönüşüm yaşamıyor. Çok daha derinlerde, insanlığın vicdanını, ahlâkını ve hakikatle olan bağını ilgilendiren büyük bir ayrışma sürecinden geçiyoruz. Yaşadığımız çağın en dikkat çekici özelliği, insanların ne [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/buyuk-ayrisma-insanlik-yeni-bir-esigin-onunde/">BÜYÜK AYRIŞMA: İNSANLIK YENİ BİR EŞİĞİN ÖNÜNDE</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maskelerin Düştüğü Çağ: Safını Belirleme Vakti</p>
<p>Bugün siz değerli okurlarımla son yıllarda giderek daha belirgin hale gelen önemli bir gözlemimi paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Dünya sadece siyasi, ekonomik veya teknolojik bir dönüşüm yaşamıyor. Çok daha derinlerde, insanlığın vicdanını, ahlâkını ve hakikatle olan bağını ilgilendiren büyük bir ayrışma sürecinden geçiyoruz.<br />
Yaşadığımız çağın en dikkat çekici özelliği, insanların ne söylediğinden çok ne yaşadığının görünür hale gelmesidir. Bir zamanlar unvanlar, makamlar, kalabalıklar ve oluşturulan algılar insanları koruyabiliyordu. Fakat artık zaman değişiyor.<br />
Çünkü hakikat sabırlıdır.<br />
Bekler.<br />
Sessizce bekler.<br />
Sonra bir gün ortaya çıkar.<br />
Dikkat ederseniz dünyanın her yerinde benzer olaylar yaşanıyor. Güven krizleri, aile kurumundaki sarsıntılar, toplumsal kutuplaşmalar, savaşlar, dijital manipülasyonlar, yapay zekâ ile üretilen sahte görüntüler ve hakikati perdeleyen bilgi kirliliği&#8230;<br />
Bütün bunlar aslında tek bir sorunun etrafında dönüyor:<br />
İnsan, hakikate mi bağlı kalacak, yoksa çıkarlarına mı?<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:<br />
&#8220;Allah, murdarı temizden ayırmak ister.&#8221;<br />
(Âl-i İmrân, 179)<br />
Bu ayet sadece geçmiş toplumları anlatmaz. Aynı zamanda insanlık tarihinin değişmeyen bir kanununa işaret eder. Her büyük dönüm noktasında saflar belirginleşir. Hak ile bâtıl, adalet ile zulüm, samimiyet ile riya arasındaki çizgi daha görünür hale gelir.<br />
Bugün yaşananların özeti tam da budur.<br />
Bir tarafta vicdanını korumaya çalışanlar&#8230;<br />
Bir tarafta her şartta menfaatini korumaya çalışanlar&#8230;<br />
Bir tarafta insan kalabilenler&#8230;<br />
Diğer tarafta her şeyi çıkar hesabına dönüştürenler&#8230;<br />
Aslında büyük mücadele tam da burada yaşanıyor.<br />
Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyurulur:<br />
&#8220;Hak geldi, bâtıl yok olup gitti. Zaten bâtıl yok olmaya mahkûmdur.&#8221;<br />
(İsrâ, 81)<br />
Tarih bize göstermiştir ki hiçbir yalan sonsuza kadar sürmez. Hiçbir zulüm ebedî değildir. Hiçbir maske sonsuza kadar yüzde kalamaz.<br />
Bugün birçok insanın hissettiği huzursuzluğun sebebi de budur.<br />
Çünkü zaman hızlandı.<br />
Olaylar hızlandı.<br />
İnsanların gerçek yüzlerinin ortaya çıkması hızlandı.<br />
Eskiden yıllarca gizlenen karakterler artık birkaç ay içinde görünür hale geliyor.<br />
Bir insanın iç dünyasında ne varsa, eninde sonunda hayatına yansıyor.<br />
Merhamet varsa merhamet büyüyor.<br />
Öfke varsa öfke büyüyor.<br />
Samimiyet varsa samimiyet ortaya çıkıyor.<br />
Kibir varsa o da saklanamıyor.<br />
Belki de insanlık uzun zamandır ilk kez bu kadar büyük bir ahlâk sınavından geçiyor.<br />
Bu nedenle önümüzdeki yılların en önemli sorusu ekonomik değil, teknolojik değil, siyasi de değildir.<br />
Asıl soru şudur:<br />
&#8220;Kalbimizi hangi tarafa yaslıyoruz?&#8221;<br />
Çünkü çağımızın en büyük sermayesi para değil, güven olacaktır.<br />
En büyük makam güç değil, karakter olacaktır.<br />
En büyük zenginlik ise temiz bir vicdan olacaktır.<br />
Sevgili okurlarım,<br />
İçinden geçtiğimiz dönemi sadece haber başlıklarıyla, ekonomik göstergelerle veya siyasi tartışmalarla okumak eksik kalır. Daha derinde işleyen büyük bir süreç var.<br />
İnsanlık büyük bir ayrışma dönemine girmiştir.<br />
Ve bu ayrışma; zenginle fakirin, güçlüyle güçsüzün değil; hakikate sadık kalanlarla, hakikatten uzaklaşanların ayrışmasıdır.<br />
Belki de bugünlerde kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:<br />
&#8220;Dünya değişirken ben hangi tarafta duruyorum?&#8221;<br />
Çünkü zamanın ruhu artık fısıldamıyor.<br />
Haykırıyor.<br />
Maskeler düşüyor. Saflar belirginleşiyor. Ve insan, sonunda kendi hakikatiyle yüzleşiyor.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/buyuk-ayrisma-insanlik-yeni-bir-esigin-onunde/">BÜYÜK AYRIŞMA: İNSANLIK YENİ BİR EŞİĞİN ÖNÜNDE</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/buyuk-ayrisma-insanlik-yeni-bir-esigin-onunde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Madımak&#8217;tan Yükselen Duman Hâlâ Dağılmadı</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/madimaktan-yukselen-duman-hala-dagilmadi/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/madimaktan-yukselen-duman-hala-dagilmadi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Gökhan Acı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 06:04:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı yangınlar yalnızca binaları yakmaz. Bazı yangınlar, bir milletin vicdanına düşer. 2 Temmuz 1993&#8217;te Sivas&#8217;ta yükselen alevler, Madımak Oteli&#8217;nin duvarlarını kül etti; fakat asıl yanan, insanlığın ortak değerleri oldu. O gün kaybettiğimiz canlar kadar, birlikte yaşama kültürümüz de ağır bir yara aldı. Aradan otuz yılı aşkın zaman geçti. Takvimler değişti, hükümetler değişti, nesiller büyüdü. Ama [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/madimaktan-yukselen-duman-hala-dagilmadi/">Madımak&#8217;tan Yükselen Duman Hâlâ Dağılmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı yangınlar yalnızca binaları yakmaz.</p>
<p>Bazı yangınlar, bir milletin vicdanına düşer.</p>
<p>2 Temmuz 1993&#8217;te Sivas&#8217;ta yükselen alevler, Madımak Oteli&#8217;nin duvarlarını kül etti; fakat asıl yanan, insanlığın ortak değerleri oldu. O gün kaybettiğimiz canlar kadar, birlikte yaşama kültürümüz de ağır bir yara aldı.</p>
<p>Aradan otuz yılı aşkın zaman geçti.</p>
<p>Takvimler değişti, hükümetler değişti, nesiller büyüdü.</p>
<p>Ama değişmeyen tek şey, vicdanlarda hâlâ cevap bekleyen sorulardır.</p>
<p>Bir insanı diri diri yakabilecek kadar nefret nasıl üretilir?</p>
<p>Kalabalıklar, bireysel vicdanlarını hangi noktada kaybeder?</p>
<p>Ve en önemlisi&#8230;</p>
<p>Allah&#8217;ın adı anılarak işlenen bir cinayet, Allah&#8217;ın dinine nasıl mal edilebilir?</p>
<p>Edilemez.</p>
<p>Çünkü İslam&#8217;ın ilk emri okumaktır; ilk mesajı merhamettir; temel ilkesi ise adalettir.</p>
<p>Kur&#8217;an, bir masumu öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş değer görür. Böyle bir dinin adına insanlar yakıldıysa, burada sorgulanması gereken din değil, dini istismar eden zihniyettir.</p>
<p>İşte Türkiye&#8217;nin asıl yüzleşmesi gereken gerçek budur.</p>
<p>Din, insanı yüceltmek için vardır.</p>
<p>Nefreti büyütmek için değil&#8230;</p>
<p>Vicdanı güçlendirmek için vardır.</p>
<p>Kalabalıkları öfkeye teslim etmek için değil&#8230;</p>
<p>İnsanları kardeş yapmak için vardır.</p>
<p>Birbirine düşman etmek için değil&#8230;</p>
<p>Madımak bize şunu öğretti: Fanatizm, yalnızca hedef aldığı insanları öldürmez; toplumun ortak geleceğini de zehirler.</p>
<p>Nefret söylemi önce kelimeleri kirletir.</p>
<p>Sonra zihinleri&#8230;</p>
<p>En sonunda da elleri&#8230;</p>
<p>İşte bu yüzden hiçbir nefret dili masum değildir.</p>
<p>Hiçbir ayrıştırıcı söylem &#8220;sadece sözden ibaret&#8221; değildir.</p>
<p>Çünkü tarihte işlenen büyük insanlık suçlarının neredeyse tamamı, önce kelimelerle başlamıştır.</p>
<p>Bugün yapılması gereken; geçmişi siyasetin malzemesi yapmak değil, tarihten ders çıkarmaktır.</p>
<p>Acıları yarıştırmak değil, hepsinin karşısında aynı vicdanla durmaktır.</p>
<p>Sivas&#8217;ta ölen de bizim insanımızdı.</p>
<p>Maraş&#8217;ta ölen de&#8230;</p>
<p>Çorum&#8217;da ölen de&#8230;</p>
<p>Gazi&#8217;de ölen de&#8230;</p>
<p>Terörün hedefi olan da&#8230;</p>
<p>Kim olursa olsun, masum bir insanın hayatı; ideolojilerden, mezheplerden, etnik kimliklerden ve siyasi hesaplardan daha değerlidir.</p>
<p>Gerçek adalet de ancak bu ilkeye sadık kalındığında mümkündür.</p>
<p>Bugün bize düşen görev, yeni nefretler üretmek değil; yeni köprüler kurmaktır.</p>
<p>İslam&#8217;ı fanatiklerin eline bırakmamak&#8230;</p>
<p>Cumhuriyet&#8217;i kutuplaşmanın aracı hâline getirmemek&#8230;</p>
<p>Hukuku, herkes için eşit işletmek&#8230;</p>
<p>Ve çocuklarımıza öfkeyi değil, merhameti miras bırakmaktır.</p>
<p>Çünkü bir ülke, geçmişini unutursa aynı acıları yeniden yaşar.</p>
<p>Ama geçmişinden ders çıkarırsa, geleceğini yeniden inşa eder.</p>
<p>Madımak&#8217;ın alevleri yıllar önce söndü.</p>
<p>Fakat o gün yükselen duman, hâlâ hepimize aynı soruyu fısıldıyor:</p>
<p>&#8220;İnsanlık olarak gerçekten ders alabildik mi; yoksa sadece acıyı anmakla mı yetindik?&#8221;</p>
<p>Bu soruya verilecek cevap, yalnızca geçmişimizi değil, geleceğimizi de belirleyecektir.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/madimaktan-yukselen-duman-hala-dagilmadi/">Madımak&#8217;tan Yükselen Duman Hâlâ Dağılmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/madimaktan-yukselen-duman-hala-dagilmadi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUŞAKLAR ARASI FARK: SESSİZ KOPUŞUN ANATOMİSİ</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/kusaklar-arasi-fark-sessiz-kopusun-anatomisi/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/kusaklar-arasi-fark-sessiz-kopusun-anatomisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Tankut]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:47:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞETLER]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu haftaki yazım, iletişimde kuşakların hayatı farklı yorumlaması üzerine.Simdi birlikte okuyalım. Bir toplum bazen bağırarak değil, sessizleşerek değişir. Ve en tehlikeli değişim de tam olarak budur: kimsenin fark etmediği, fakat herkesin içinde yaşadığı dönüşüm. Kuşaklar arası fark bugün artık basit bir “yaş farkı” değildir. Bu, aynı evin içinde farklı dünyaların yaşadığı bir algı ayrışmasıdır. Aynı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/kusaklar-arasi-fark-sessiz-kopusun-anatomisi/">KUŞAKLAR ARASI FARK: SESSİZ KOPUŞUN ANATOMİSİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftaki yazım, iletişimde kuşakların hayatı farklı yorumlaması üzerine.Simdi birlikte okuyalım.</p>
<p>Bir toplum bazen bağırarak değil, sessizleşerek değişir.<br />
Ve en tehlikeli değişim de tam olarak budur: kimsenin fark etmediği, fakat herkesin içinde yaşadığı dönüşüm.<br />
Kuşaklar arası fark bugün artık basit bir “yaş farkı” değildir.<br />
Bu, aynı evin içinde farklı dünyaların yaşadığı bir algı ayrışmasıdır.<br />
Aynı sofrada oturup farklı gelecekler hayal eden insanların hikâyesidir.<br />
Zaman Artık Aynı Akmıyor<br />
Bir zamanlar zamanın kendisi öğretmendi.<br />
İnsan beklerdi.<br />
Olgunlaşırdı.<br />
Sabrederdi.<br />
Bugün zaman, öğretmen olmaktan çıkıp tüketiciye dönüştü.<br />
Her şey hızlandı.<br />
Ama hızlanan şey sadece hayat değil; aynı zamanda insanın iç dengesidir.<br />
Genç kuşak için beklemek “kaybetmek” gibi algılanıyor.<br />
Eski kuşak için beklemek “olgunlaşmak” demekti.<br />
Aynı kelime, iki farklı çağda iki farklı anlam taşıyor.<br />
İşte kopuş burada başlıyor.<br />
Aile İçinde Görünmeyen Mesafe<br />
Kuşak farkı en sert etkisini ev içinde gösterir.<br />
Bir baba “sabret” der.<br />
Bir genç “neden?” diye sorar.<br />
Bir anne “böyle olması gerekir” der.<br />
Bir genç “kimin için gerekir?” diye düşünür.<br />
Bu diyalog artık çatışma değil, iki farklı zihinsel sistemin çarpışmasıdır.<br />
Ve çoğu zaman her iki taraf da haklıdır.<br />
Ama haklılık, anlayışı garanti etmez.<br />
Otoritenin Sessiz Çözülüşü<br />
Geçmişte sözün ağırlığı vardı.<br />
Bir büyüğün cümlesi, tartışmasız kabul görürdü.<br />
Bugün ise söz, sadece bir “görüş” olarak algılanıyor.<br />
Artık kimse sadece yaşa bakarak ikna olmuyor.<br />
Deneyim sorgulanıyor.<br />
Bilgi hızla test ediliyor.<br />
Bu durum bir yıkım değil; bir dönüşüm.<br />
Ama kontrol edilmezse, aile içi bağları zayıflatan bir kırılmaya dönüşüyor.<br />
Genç Kuşak: Hızın İçinde Yalnızlık</p>
<p>Gençler artık çok şey biliyor.<br />
Ama az şey hissediyor.<br />
Çok şeye ulaşıyor.<br />
Ama az şeye bağlanıyor.<br />
Sürekli bağlantı hâlinde ama derin yalnızlık içinde yaşıyorlar.<br />
Bir mesajla mutlu olup bir sessizlikle dağılabiliyorlar.<br />
Çünkü duygusal derinlik yerini hızlı tepkilere bırakmış durumda.<br />
Bu yüzden gençlik artık sadece bir yaş değil; bir “hız psikolojisi”dir.</p>
<p>Büyük Kuşak: Güvenin Yükünü Taşıyan Nesil<br />
Eski kuşak ise başka bir yük taşıyor:<br />
Sadakat.<br />
Emek.<br />
Bekleme kültürü.<br />
Dayanma refleksi.<br />
Onlar için ilişki bir süreçtir.<br />
Bugünün dünyasında ise ilişki bir tüketim alanına dönüşmüş durumda.<br />
Bu yüzden büyükler, gençleri “tutarsız” buluyor.<br />
Gençler ise büyükleri “katı” görüyor.<br />
Ama aslında her iki taraf da kendi zamanının mantığını taşıyor.<br />
Dijital Dünya: Bağlantı Artarken Derinlik Azaldı<br />
Hiçbir kuşak bu kadar bağlı olmamıştı.<br />
Ama hiçbir kuşak bu kadar kopuk hissetmemişti.<br />
Telefonlar iletişimi artırdı.<br />
Ama yüz yüze derinliği azalttı.<br />
Mesajlar çoğaldı.<br />
Ama göz göze konuşmalar azaldı.<br />
Bilgi her yerde.<br />
Ama hikmet daha az erişilir hale geldi.<br />
Bu da kuşaklar arası anlayışı zorlaştıran en büyük faktörlerden biri oldu.<br />
En Sessiz Kriz: Anlaşılmamak Değil, Dinlenmemek<br />
Asıl sorun farklı olmak değil.<br />
Asıl sorun birbirini duymamaktır.<br />
Genç “anlaşılmadım” der.<br />
Büyük “değer görmüyorum” der.<br />
Ama ikisi de aslında aynı şeyin farklı tarafıdır:<br />
Duyulma ihtiyacı.</p>
<p>Aile İçinde Küçük Kırılmalar, Büyük Sonuçlar</p>
<p>Kuşak farkı sadece fikir ayrılığı değildir.<br />
Bazen bir bakış, bir cümle, bir sessizlik bile kırılma yaratır.<br />
“Sen anlamazsın” cümlesi bir mesafe koyar.<br />
“Sen eskidensin” cümlesi bir köprü yıkar.<br />
Ve bu küçük cümleler, zamanla büyük duvarlara dönüşür.</p>
<p>Toplumun Görünmeyen Riski: Bağların Zayıflaması</p>
<p>Kuşaklar arasındaki mesafe büyüdükçe sadece aile değil, toplum da etkilenir.<br />
Çünkü toplum, ailelerin toplamıdır.<br />
Aile içi iletişim zayıfladığında, toplumsal dayanışma da zayıflar.<br />
Bu yüzden kuşak farkı sadece bireysel bir mesele değildir.<br />
Bu, sosyal yapının sessiz bir testidir.</p>
<p>Çözüm: Haklılık Değil, Köprü Kurmak<br />
Hiçbir kuşak diğerini yenmek zorunda değildir.<br />
Hiçbir taraf diğerini susturarak kazanmaz.<br />
Gerçek çözüm; köprü kurmaktır.<br />
Gençliğin hızını inkâr etmeden,<br />
Büyüklerin tecrübesini küçümsemeden…<br />
Yeni bir ortak dil üretmek.<br />
Son Söz: Aynı Evde Farklı Dünyalar Değil, Aynı Geleceğe Bakan Nesiller<br />
Kuşaklar değişecek.<br />
Zaman akacak.<br />
Teknoloji gelişecek.</p>
<p>Ama insanın en temel ihtiyacı değişmeyecek:<br />
Anlaşılmak.<br />
Eğer kuşaklar birbirini anlamayı başarırsa, çatışma yerini tamamlanmaya bırakır.<br />
Ve o zaman aynı evde yaşayan farklı insanlar değil, aynı geleceğe yürüyen farklı tecrübeler oluruz.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/kusaklar-arasi-fark-sessiz-kopusun-anatomisi/">KUŞAKLAR ARASI FARK: SESSİZ KOPUŞUN ANATOMİSİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/kusaklar-arasi-fark-sessiz-kopusun-anatomisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşure Günü: Hatırlamanın ve Şükrün Vakti</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/asure-gunu-hatirlamanin-ve-sukrun-vakti/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/asure-gunu-hatirlamanin-ve-sukrun-vakti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meryem Bayrak Bulut]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 21:20:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞETLER]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23721</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan hayatı, sadece yaşanan anlardan ibaret değildir. Geçmişten bugüne taşınan hatıralar, ibretler ve manevi miraslar da hayatımıza yön verir. İşte Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure Günü, asırlardır Müslümanların hafızasında yer eden, anlamı derin ve mesajları güçlü günlerden biridir. Aşure Günü’nün dini açıdan önemi, öncelikle Allah’ın rahmetini ve yardımını hatırlatmasında saklıdır. Rivayetlere göre Hz. Musa [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/asure-gunu-hatirlamanin-ve-sukrun-vakti/">Aşure Günü: Hatırlamanın ve Şükrün Vakti</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan hayatı, sadece yaşanan anlardan ibaret değildir. Geçmişten bugüne taşınan hatıralar, ibretler ve manevi miraslar da hayatımıza yön verir. İşte Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure Günü, asırlardır Müslümanların hafızasında yer eden, anlamı derin ve mesajları güçlü günlerden biridir.</p>
<p>Aşure Günü’nün dini açıdan önemi, öncelikle Allah’ın rahmetini ve yardımını hatırlatmasında saklıdır. Rivayetlere göre Hz. Musa ve İsrailoğulları’nın Firavun’un zulmünden kurtuluşu bu günde gerçekleşmiştir. Peygamber Efendimiz (sav), Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin bu günü oruçla değerlendirdiklerini görmüş ve Hz. Musa’nın kurtuluşuna şükür olarak tutulan bu orucu benimsemiş, ümmetine de tavsiye etmiştir. Böylece Aşure Günü, sadece bir tarihî olayın anılması değil, Allah’ın mazlumların yanında olduğunun ve hiçbir zulmün ebedî olmadığının da bir hatırlatıcısı olmuştur.</p>
<p>Ancak Aşure Günü’nün anlamı yalnızca kurtuluşla sınırlı değildir. Bu gün, insanın kendi hayatına dönüp bakması için de bir fırsattır. Çünkü her insanın içinde aşılması gereken firavunlar, geçilmesi gereken denizler ve sabırla beklediği kurtuluşlar vardır. Kimi zaman korkularımız, kimi zaman hırslarımız ya da kırgınlıklarımız bizi kuşatır. Aşure Günü, Allah’a güvenenlerin umutsuzluğa düşmemesi gerektiğini fısıldar. En karanlık görünen anlarda bile ilahî yardımın kapıları açılabilir.</p>
<p>Muharrem ayı aynı zamanda hicrî yılın başlangıcıdır. Bu yönüyle Aşure Günü, yeni bir muhasebenin de davetidir. İnsan geçmiş yılın eksiklerini düşünür, hatalarını fark eder ve geleceğe daha temiz bir niyetle yürümek ister. Çünkü gerçek değişim, önce insanın kendi iç dünyasında başlar. Kalbin arınması, dilin güzelleşmesi ve davranışların olgunlaşması, manevi hayatın en kıymetli kazanımlarıdır.</p>
<p>Aşure denildiğinde akla gelen paylaşma geleneği de bu günün manevi ruhunu yansıtır. Farklı malzemelerin aynı kazanda birleşerek ortaya güzel bir tat çıkarması, aslında toplum hayatının da bir sembolüdür. İnsanlar farklı düşüncelere, farklı hayat hikâyelerine sahip olabilir; fakat sevgi, merhamet ve kardeşlik duygularında buluşabildiklerinde ortaya huzur ve bereket çıkar. Aşure ikram etmek, sadece bir tatlı paylaşmak değil; gönüller arasında köprü kurmak, komşuluğu ve dayanışmayı canlı tutmaktır.</p>
<p>Sonuç olarak Aşure Günü, geçmişi hatırlatan bir tarih değil; bugüne ve yarına ışık tutan manevi bir çağrıdır. Şükretmeyi, sabretmeyi, paylaşmayı ve Allah’ın rahmetine güvenmeyi öğretir. Bu mübarek gün, kalplerimizin kırgınlıklardan arınmasına, dualarımızın samimiyet kazanmasına ve kardeşlik bağlarımızın güçlenmesine vesile olsun. Çünkü insanı yücelten şey, sadece yaşadığı günler değil; o günlere yüklediği anlamdır. Aşure Günü de anlamın, şükrün ve rahmetin en güzel hatırlatmalarından biridir.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/asure-gunu-hatirlamanin-ve-sukrun-vakti/">Aşure Günü: Hatırlamanın ve Şükrün Vakti</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/asure-gunu-hatirlamanin-ve-sukrun-vakti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaslandığın Dağ</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/yaslandigin-dag/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/yaslandigin-dag/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meryem Bayrak Bulut]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:21:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23569</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İnsan bazı gerçekleri yaşarken değil, kaybedince öğreniyor. Baba da onlardan biri. Çocukken anlam veremediğim, hatta zaman zaman kırıldığım birçok şeyin aslında sevginin başka bir dili olduğunu yıllar sonra fark ettim. Babamı hep çalışırken hatırlıyorum. Sabahın erken saatlerinde evden çıkışını, gecenin yorgunluğunu omuzlarında taşıyarak dönüşünü… Bazen aynı evin içinde yaşar ama yüzünü doğru dürüst göremezdik. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/yaslandigin-dag/">Yaslandığın Dağ</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İnsan bazı gerçekleri yaşarken değil, kaybedince öğreniyor. Baba da onlardan biri. Çocukken anlam veremediğim, hatta zaman zaman kırıldığım birçok şeyin aslında sevginin başka bir dili olduğunu yıllar sonra fark ettim.</p>
<p>Babamı hep çalışırken hatırlıyorum. Sabahın erken saatlerinde evden çıkışını, gecenin yorgunluğunu omuzlarında taşıyarak dönüşünü… Bazen aynı evin içinde yaşar ama yüzünü doğru dürüst göremezdik. Çocuk aklımla bunu sevgisizlik sanırdım. Sarılmasını isterdim, başımı okşamasını, “Seni seviyorum” demesini beklerdim. Çünkü sevginin sadece sözlerle ve gösterilen ilgiyle ifade edildiğini düşünürdüm.</p>
<p><strong>Oysa yıllar bana başka bir şey öğretti.</strong></p>
<p>Bazı babalar sevgilerini cümlelere dökemezler. Onların sevgisi alın terinde gizlidir. Çocukları üşümesin diye soğuğa direnen ellerindedir. Evlatlarının geleceği için kendi hayallerinden vazgeçişlerindedir. Sofraya helal lokma koyabilmek uğruna verdikleri sessiz mücadelededir. Meğer sevgi bazen bir ömür boyunca sırtında taşıdığın yükmüş de, bunu kimseye anlatmadan yürümeye devam etmekmiş.</p>
<p>Gurbet ise hasretin en ağır hâlidir. Hele ki babanı son kez göremeden kaybetmek… Bunun tarifi yok. İnsan, yıllarca içinde taşıyacağı bir eksiklikle baş başa kalıyor. Ben üzülmeyeyim diye yoğun bakımda olduğunu söylediklerinde, aslında çoktan Rabbine kavuştuğunu bilmiyordum. Bir gün önce telefonda duyduğum sesi hâlâ kulaklarımdayken, ertesi gün soğuk bedenini uzaktan görmek… İşte o an anladım; insan kaç yaşında olursa olsun, babasını kaybedince biraz yetim kalıyor.</p>
<p><strong>Sonra insan kendi kendine soruyor:</strong></p>
<p>“Neden?”</p>
<p>Neden bu kadar erken? Neden doyamadan? Neden bir kez daha sarılamadan?</p>
<p>Bu soruların dünyada tam bir cevabı yok belki. Ama iman, yüreğe sabır veren en büyük teselli oluyor. Çünkü biliyoruz ki bu dünya kalıcı değil. Bugün burada olan yarın yok. Güvendiğimiz dağlar bir gün gözlerimizin önünden çekilip gidiyor. İşte o zaman anlıyoruz ki asıl yurt burası değilmiş. Asıl kavuşmalar, ayrılığın olmadığı yerdeymiş.</p>
<p>Babalarımız bize sadece ekmek kazanmayı değil, dimdik durmayı da öğrettiler. Belki sevgilerini çok göstermediler ama hayatları boyunca bizi sırtlarında taşıdılar. Onların yokluğunda bile öğrettikleri değerler yolumuza ışık olmaya devam ediyor.</p>
<p>Bu vesileyle ahirete irtihal etmiş tüm babalara Rabbim rahmetiyle muamele eylesin, mekânlarını cennet eylesin. Hayatta olan babalara sağlık, huzur ve bereket versin. Ayrıca hayatın bütün yükünü omuzlayarak hem anne hem baba olabilen fedakâr kadınların; evladı olmadığı hâlde sevgisiyle, merhametiyle, rehberliğiyle nice çocuğa ve gence baba şefkati gösteren güzel insanların da Babalar Günü’nü gönülden kutluyorum.</p>
<p><strong>Çünkü baba, sadece kan bağı değildir.</strong></p>
<p>Baba bazen bir omuzdur, bazen bir dua, bazen de insanın arkasında durduğunu bildiği görünmez bir dağdır.</p>
<p>Ve o dağ yıkıldığında, insan onun ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlar.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/yaslandigin-dag/">Yaslandığın Dağ</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/yaslandigin-dag/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BABANIN SESSİZ DUASI</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/bir-babanin-sessiz-duasi/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/bir-babanin-sessiz-duasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Tankut]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:18:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23566</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#8220;Bazı insanlar konuşarak değil, ömürlerini feda ederek severler; biz onlara baba deriz.&#8221; Bugün Babalar Günü bu haftaki yazımı ruhu güzel babalarımıza itaafeen yazmak istedim. Biraz geçmişe çocukluğumuzun sokaklarında dolaşalım Hatıralarının kapısını aralayalım. Babalar Gününde geçmişe aşk ile dönelim. Evet bazı sevgiler vardır&#8230; Sesi çıkmaz. Kendini anlatmaz. Varlığını ispat etmeye çalışmaz. Sessizce akar ve bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/bir-babanin-sessiz-duasi/">BİR BABANIN SESSİZ DUASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Bazı insanlar konuşarak değil, ömürlerini feda ederek severler; biz onlara baba deriz.&#8221;</p>
<p>Bugün Babalar Günü bu haftaki yazımı ruhu güzel babalarımıza itaafeen yazmak istedim.<br />
Biraz geçmişe çocukluğumuzun sokaklarında dolaşalım Hatıralarının kapısını aralayalım. Babalar Gününde geçmişe aşk ile dönelim.<br />
Evet bazı sevgiler vardır&#8230;<br />
Sesi çıkmaz.<br />
Kendini anlatmaz.<br />
Varlığını ispat etmeye çalışmaz.<br />
Sessizce akar ve bir ömrün içine yerleşir.<br />
Tıpkı bir babanın sevgisi gibi&#8230;<br />
Çocukken fark etmeyiz.<br />
Çünkü baba hep vardır.<br />
Evin kapısı gibi&#8230;<br />
Duvarı gibi&#8230;<br />
Çatısı gibi&#8230;<br />
Sarsılmaz sanırız.<br />
Hiç gitmeyecek sanırız.<br />
Hiç yorulmayacak&#8230;<br />
Hiç yaşlanmayacak&#8230;<br />
Hiç eksilmeyecek sanırız.<br />
Oysa hayat, insana en büyük hakikatleri zamanla öğretir.<br />
Yıllar geçer&#8230;<br />
Çocukluk çekmecelerde kalan eski fotoğraflara dönüşür.<br />
Bayram sabahları özleme dönüşür.<br />
Kalabalık sofralar seyrekleşir.<br />
Ve insan bir gün dönüp geriye baktığında fark eder ki;<br />
Biz büyürken bir adam sessizce ömründen eksiltmiştir.<br />
Bizim gülebilmemiz için kendi yorgunluğunu içine gömmüştür.<br />
Biz korkmayalım diye korkularını saklamıştır.<br />
Bizim geleceğimiz aydınlık olsun diye kendi karanlık gecelerinde yalnız kalmıştır.<br />
Biz rahat uyuyalım diye uykularından vazgeçmiştir.<br />
Biz güçlü olalım diye kendi yaralarını kimseye göstermemiştir.<br />
Ve bir gün&#8230;<br />
Hayatın tam ortasında durup geriye baktığımızda içimizi yakan o hakikatle karşılaşırız:<br />
Meğer biz çocukluğumuzu yaşarken, babamız ömrünü tüketmiş.<br />
Bir baba&#8230;<br />
Evladının sırtını yasladığı dağdır.<br />
Fakat kimse o dağın içinde kopan fırtınaları bilmez.<br />
Herkes güçlü tarafını görür.<br />
Kimse sessizce ağladığı geceleri bilmez.<br />
Kimse içine attığı kırgınlıkları bilmez.<br />
Kimse vazgeçmek üzereyken yeniden toparlanışını bilmez.<br />
Çünkü babalar çoğu zaman dertlerini anlatmayı değil, taşımayı seçerler.<br />
Onların sevgisi sözlerinde değil, emeklerinde saklıdır.<br />
Bir çocuğun okul yolunda&#8230;<br />
Bir sofraya konan son lokmada&#8230;<br />
Bir bayram harçlığında&#8230;<br />
Bir çift ayakkabıda&#8230;<br />
Bir gece yarısı edilen duada&#8230;<br />
Ve evladının yüzüne bakarken sessizce gülümseyen gözlerde saklıdır.<br />
Belki bugün sahip olduğumuz birçok güzelliğin ardında onların alın terisi vardır.<br />
Bugün ayakta durabiliyorsak, bir zamanlar bizim için dimdik duran bir babanın duası vardır.<br />
Çünkü bazı dualar vardır ki evlat duymaz ama sema duyar.<br />
Bir baba gecenin sessizliğinde ellerini açar.<br />
Kimse bilmez.<br />
Kimse görmez.<br />
Kimse duymaz.<br />
Ama Allah bilir.<br />
Ve bazen bir evladın başına gelmeyen nice musibetlerin ardında işte o sessiz dualar vardır.<br />
İnsan büyüdükçe bunu daha iyi anlıyor.<br />
Babalar aslında bize yalnız bir hayat bırakmıyor.<br />
Bize sabır bırakıyorlar.<br />
Vefa bırakıyorlar.<br />
Mücadele ruhu bırakıyorlar.<br />
Karakter bırakıyorlar.<br />
Ve her şeyden önemlisi, sevgiyi fedakârlıkla yaşamanın ne demek olduğunu öğretiyorlar.<br />
Bir gün herkes bir şeyleri kaybeder.<br />
Gençliğini&#8230;<br />
Gücünü&#8230;<br />
Sevdiklerini&#8230;<br />
Fakat insan bazı kayıplara hiçbir zaman alışamaz.<br />
Bunlardan biri de babasının gölgesini kaybetmektir.<br />
Çünkü ne kadar büyürseniz büyüyün, ne kadar güçlü görünürseniz görünün, içinizde hâlâ babasının yanında kendini çocuk hisseden bir taraf vardır.<br />
İşte o taraf hiç büyümez.<br />
Yıllar geçse de büyümez.<br />
Saçlarınıza aklar düşse de büyümez.<br />
Çünkü insanın içinde bir ömür babasına ait kalan bir yer vardır.<br />
Bugün babası hayatta olanlar&#8230;<br />
Onun sesini biraz daha dikkatli dinlesin.<br />
Elini biraz daha sıkı tutsun.<br />
Gözlerinin içine biraz daha uzun baksın.<br />
Çünkü zaman sessiz çalışır.<br />
Ve bazı özlemlerin telafisi yoktur.<br />
Babası bu dünyadan göçmüş olanlar ise üzülmesin.<br />
Hasretlerini duaya dönüştürsün.<br />
Çünkü ölüm, seven gönüller için bir son değil, ertelenmiş bir kavuşmadır.<br />
Rahmetle anılan bütün babalara selâm olsun.<br />
Hayatta olan bütün babalara sağlık, huzur ve bereket olsun.<br />
Ve bizlere, onların kıymetini hayattayken bilebilecek bir gönül nasip olsun.<br />
Sevgi ve muhabbetle.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/bir-babanin-sessiz-duasi/">BİR BABANIN SESSİZ DUASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/bir-babanin-sessiz-duasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Güne Sığmayan Vefa</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/bir-gune-sigmayan-vefa/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/bir-gune-sigmayan-vefa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Gökhan Acı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2026 19:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23558</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Kıymetli Okurlarım, Hayat yolculuğumuzun ilk rehberleri, ailelerimizin sarsılmaz direkleri ve gönül dünyamızın en güçlü kahramanları olan babalarımızın Babalar Günü’nü en kalbi duygularımla tebrik ediyorum. Baba; sadece bir hanenin geçimini sağlayan kişi değildir. O, evladının ilk öğretmeni, ilk kahramanı ve en güvenli limanıdır. Bir çocuğun hayata dair ilk duruşu, ilk cesareti ve ilk vicdanı çoğu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/bir-gune-sigmayan-vefa/">Bir Güne Sığmayan Vefa</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Kıymetli Okurlarım,</p>
<p>Hayat yolculuğumuzun ilk rehberleri, ailelerimizin sarsılmaz direkleri ve gönül dünyamızın en güçlü kahramanları olan babalarımızın Babalar Günü’nü en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.</p>
<p>Baba; sadece bir hanenin geçimini sağlayan kişi değildir. O, evladının ilk öğretmeni, ilk kahramanı ve en güvenli limanıdır. Bir çocuğun hayata dair ilk duruşu, ilk cesareti ve ilk vicdanı çoğu zaman babasının omuzlarında şekillenir. Hayatın sert rüzgârlarına karşı gölgesine sığınılan bir çınardır baba. Sessiz fedakârlığın, karşılıksız sevginin ve bitmeyen mücadelenin adıdır.</p>
<p>Bizlere düşen en büyük vazife ise; saçlarına düşen her akta geçen yılların emeğini görmek, nasihatlerini baş tacı etmek, hayır dualarını almak ve onların emanet ettiği değerlere sahip çıkmaktır. Çünkü bir babanın evladına bırakacağı en büyük miras; mal, mülk veya servet değil, güzel ahlak, sağlam karakter ve onurlu bir duruştur.</p>
<p>Ancak şu gerçeği de görmezden gelemeyiz ki; sevgiyi, saygıyı ve vefayı yalnızca belirli günlere sığdıran anlayış zaman zaman samimiyet tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Evlilik yıl dönümleri, doğum günleri, Anneler Günü veya Babalar Günü gibi özel günler elbette birer hatırlatma vesilesidir. Fakat gerçek sevgi ve gerçek vefa, takvimlerin belirlediği günlerle sınırlı kalmamalıdır.</p>
<p>Çünkü bugün bir yanda babasının elini öpen evlatlar varken, diğer yanda mezar taşına sarılanlar da vardır. Bir yanda babalık sevincini yaşayanlar bulunurken, diğer tarafta yetimler, öksüzler ve evlat acısıyla sınanan anne babalar yaşamaktadır.</p>
<p>Anneler Günü’nde annesini kaybetmiş bir evladı, Babalar Günü’nde babasına hasret kalan bir insanı anlamadan yapılan kutlamalar eksik kalacaktır. Sevinç kadar özlemi, kavuşma kadar hasreti de hatırlamak gerekir.</p>
<p>Sevgi bir güne değil, bir ömre sığmalıdır. Büyüklerimizin kıymetini yalnızca özel günlerde değil, her fırsatta bilmeli; onların hayır dualarını hayatımızın en değerli hazinesi olarak görmeliyiz.</p>
<p>Bugün bu satırları kaleme alırken rahmetli babamı da bir kez daha yüreğimin en derin yerinde hissediyorum. Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hayatımızdan hiç gitmezler. Onların sesi susar; fakat öğrettikleri konuşmaya devam eder.</p>
<p>Babam…</p>
<p>Takvimler bazen özel günleri gösterir. Ama bizim için bugünler, seni en derinden hissettiğimiz günlerdir. Öğrettiklerin hâlâ hayatımızın pusulası olmaya devam ediyor. Duruşun, sözlerin, emeğin ve bizlere bıraktığın değerler bize emanettir.</p>
<p>İnsan babasını kaybedince sırtını dayadığı dağın yıkıldığını söylerler. Biz ise o dağın gölgesini hâlâ üzerimizde hissediyoruz. Seni her gün özlüyoruz; bugün ise biraz daha fazla…</p>
<p>Senin bizlere öğrettiğin gibi, insanın dünyaya gelişi âlem için bir rahmettir. Fakat sevdiklerimizin aramızdan ayrılışı da büyük bir sabır imtihanıdır.</p>
<p>Rabbim kabrini nurla doldursun. Bizleri büyütürken döktüğün her alın terini cennette sana birer ırmak eylesin. Mekânını Cennet-i Âlâ kılsın. Seni Peygamber Efendimize komşu eylesin. Rahmetiyle kuşatsın, affıyla muamele etsin.</p>
<p>Seni Allah’a emanet ettik. Dualarımız sana yoldaş olsun.</p>
<p>Bugün hayatta olan tüm babaların ellerinden öpüyor, ebediyete irtihal etmiş bütün babalarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.</p>
<p>Çünkü bazı insanlar ölmez; evlatlarının duasında, hatıralarında ve kalplerinde yaşamaya devam ederler.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/bir-gune-sigmayan-vefa/">Bir Güne Sığmayan Vefa</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/bir-gune-sigmayan-vefa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tevazu Üzerine</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/tevazu-uzerine/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/tevazu-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meryem Bayrak Bulut]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:25:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞETLER]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiçbir zaman böbürlenme… Hiçbir zaman “ben yaptım” deme. İnsan çoğu zaman başarıyı kendi gücüne, kendi emeğine, kendi aklına bağlar. Oysa hayatın içinde görünen her sonuç, sadece insanın çabasından ibaret değildir. Bazen en çok emek verdiğin şey olmaz, bazen hiç beklemediğin kapı açılır. Çünkü insan, sadece çalışandır; sonucu belirleyen ise her zaman bilmediği bir dengedir. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/tevazu-uzerine/">Tevazu Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hiçbir zaman böbürlenme… Hiçbir zaman “ben yaptım” deme.</strong></p>
<p>İnsan çoğu zaman başarıyı kendi gücüne, kendi emeğine, kendi aklına bağlar. Oysa hayatın içinde görünen her sonuç, sadece insanın çabasından ibaret değildir. Bazen en çok emek verdiğin şey olmaz, bazen hiç beklemediğin kapı açılır. Çünkü insan, sadece çalışandır; sonucu belirleyen ise her zaman bilmediği bir dengedir.</p>
<p>Bu yüzden gerçek olgunluk, elde edilen şeyin ağırlığını değil; onun bir lütuf olduğunu fark edebilmektir.</p>
<p>İnsan başardığında aslında tam olarak neyin vesilesiyle o noktaya geldiğini bilemez. Belki doğru zamanda doğru yerde olmasıdır, belki de görünmeyen bir kolaylaştırılmadır. İnsan buna “şans” der, “emek” der, “kader” der… Ama ne derse desin, işin özünde kontrol edemediği bir gerçeklik vardır.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden tevazu, bir zayıflık değil; bir bilinç hâlidir.</p>
<p>Çünkü bilinir ki, Allah dilemedikçe bir yaprak bile yere düşmez.<br />
İnsan ise çoğu zaman sadece o düşüşün sebebini arar.</p>
<p>Başarıyı kendine mal eden kişi ağırlaşır; ama onu bir emanet gibi gören kişi hafifler. Çünkü birincisi yük taşır, ikincisi şükür.</p>
<p>Böbürlenmek, insana anlık bir güç hissi verir; ama o güç geçicidir. Tevazu ise kalıcı bir huzur bırakır. Çünkü insan ne kadar yükselirse yükselsin, aslında ne kadar küçük bir parça olduğunu unutmamalıdır.</p>
<p>Hayatın en büyük dersi belki de şudur:<br />
Sahip oldukların değil, sana “nasip edilenler” üzerinde yaşıyorsun.</p>
<p>Ve insan bunu idrak ettiğinde, hem kalbi yumuşar hem dili ağırlaşır. Çünkü artık “ben yaptım” değil, “bana lütfedildi” demeyi öğrenmiştir.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/tevazu-uzerine/">Tevazu Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/tevazu-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehrin Üzerine Çöken Sessizlik</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/sehrin-uzerine-coken-sessizlik/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/sehrin-uzerine-coken-sessizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tarık ŞEKER]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:22:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞETLER]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23341</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;İnsan, yaşadığı yere benzer.&#8221; demiş Edip Cansever. Gerçekten de şehirlerimizin ruhu değiştikçe bizler de değişiyoruz. Beton yükselirken gönüller daralıyor, yollar uzarken insanlar birbirinden uzaklaşıyor. Bir zamanlar kapılar ardına kadar açıktı. Çocuk sesleri avlulardan taşar, komşunun derdi bütün mahallenin meselesi olurdu. Şimdi ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirlerinin adını dahi bilmiyor. Kalabalıkların ortasında derin bir yalnızlık [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/sehrin-uzerine-coken-sessizlik/">Şehrin Üzerine Çöken Sessizlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;İnsan, yaşadığı yere benzer.&#8221; demiş Edip Cansever. Gerçekten de şehirlerimizin ruhu değiştikçe bizler de değişiyoruz. Beton yükselirken gönüller daralıyor, yollar uzarken insanlar birbirinden uzaklaşıyor.</p>
<p>Bir zamanlar kapılar ardına kadar açıktı. Çocuk sesleri avlulardan taşar, komşunun derdi bütün mahallenin meselesi olurdu. Şimdi ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirlerinin adını dahi bilmiyor. Kalabalıkların ortasında derin bir yalnızlık yaşıyoruz.</p>
<p>Cemil Meriç, &#8220;Bu ülke, insanını kaybettiği gün her şeyini kaybeder.&#8221; derken yalnızca bir dönemi değil, bütün zamanları anlatıyordu.</p>
<p>Çünkü insanın kaybolduğu yerde medeniyet de eksilir.<br />
Ahmet Hamdi Tanpınar, &#8220;Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında.&#8221; dizeleriyle modern insanın ruh hâlini yıllar öncesinden tarif etmişti. Bugün de pek çoğumuz ne geçmişe aitiz ne de geleceğe; bir telaşın içinde, kendimize yabancılaşarak yaşıyoruz.</p>
<p>Büyük şehirler bize hız kazandırdı ama huzur vermedi. Teknoloji sesimizi uzaklara taşıdı, fakat kalplerimizi birbirine yaklaştıramadı. Oysa <strong>Yunus Emre asırlar önce şu hakikati söylemişti:</strong><br />
<strong>&#8220;Sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz.&#8221;</strong><br />
Belki de bütün mesele, bu kısa cümlede gizlidir. Çünkü dünya, üzerine kavga etmeye değmeyecek kadar geçici; birbirimizi incitmeye değmeyecek kadar kısadır.</p>
<p><strong>Fyodor Dostoyevski, &#8220;İnsanın en büyük ihtiyacı, anlaşılmaktır.&#8221;</strong> der. Bugün insanlığın yaşadığı en büyük yoksulluk da budur. Birbirimizi dinlemiyoruz, anlamıyoruz, yalnızca konuşuyoruz.</p>
<p>Ve yine Cahit Zarifoğlu&#8217;nun o sarsıcı cümlesi kulağımızda çınlıyor:<br />
<strong>&#8220;İnsan bir kere bir yere geç kalınca, hep geç kalır.&#8221;</strong><br />
Belki de merhamete, komşuluğa, dostluğa ve insanlığımıza geç kalıyoruz.<br />
Şehirlerin ışıkları bir gün sönecek. Yüksek binalar, geniş caddeler, gösterişli meydanlar zamana yenilecek.</p>
<p>Fakat geride bir tek şey kalacak: Bir insanın başka bir insana gösterdiği iyilik.<br />
Çünkü medeniyetin gerçek ölçüsü, inşa edilen binalar değil; koruyabildiğimiz insanlıktır.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/sehrin-uzerine-coken-sessizlik/">Şehrin Üzerine Çöken Sessizlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/sehrin-uzerine-coken-sessizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YARIN SADECE BİR SINAV DEĞİL, BİNLERCE KALBİN AYNI ATTIĞI BİR EŞİK: LGS</title>
		<link>https://gemlikbasin.net/yarin-sadece-bir-sinav-degil-binlerce-kalbin-ayni-attigi-bir-esik-lgs/</link>
					<comments>https://gemlikbasin.net/yarin-sadece-bir-sinav-degil-binlerce-kalbin-ayni-attigi-bir-esik-lgs/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elif Tankut]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞETLER]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[LGS]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://gemlikbasin.net/?p=23238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu Hafta Size Tüm Türkiye’yi İlgilendiren Heyecan Yüklenen Lgs Sınavı İle Geldim Yarın, zamanın sıradan akışından ayrıldığı bir gün… Takvimde yalnızca bir tarih gibi duran bu gün, aslında yılların birikimini, emeklerin sessiz çığlığını ve kalplerde biriken umutları görünür kılan bir eşiktir. İnsan hayatında bazı anlar vardır ki, yalnızca yaşanmaz; aynı zamanda insana kendisini yeniden hatırlatır. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/yarin-sadece-bir-sinav-degil-binlerce-kalbin-ayni-attigi-bir-esik-lgs/">YARIN SADECE BİR SINAV DEĞİL, BİNLERCE KALBİN AYNI ATTIĞI BİR EŞİK: LGS</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu Hafta Size Tüm Türkiye’yi İlgilendiren Heyecan Yüklenen Lgs Sınavı İle Geldim</em></p></blockquote>
<p>Yarın, zamanın sıradan akışından ayrıldığı bir gün… Takvimde yalnızca bir tarih gibi duran bu gün, aslında yılların birikimini, emeklerin sessiz çığlığını ve kalplerde biriken umutları görünür kılan bir eşiktir. İnsan hayatında bazı anlar vardır ki, yalnızca yaşanmaz; aynı zamanda insana kendisini yeniden hatırlatır. LGS işte böyle bir andır.<br />
Bu sınav, bir çocuğun yalnızca bilgisiyle değil; sabrıyla, sebatıyla, düşmesine rağmen yeniden kalkabilme iradesiyle yürüdüğü uzun bir yolun sembolik karşılığıdır. Her soru, aslında bir emeğin izidir. Her sayfa, bir gayretin hatırasıdır. Her doğru cevap, sessiz bir mücadelenin görünür hâle gelmiş şeklidir.<br />
Sevgili öğrenciler… Sizler, sandığınızdan çok daha derin bir hazırlığın içinden geçtiniz. Bazen yoruldunuz, bazen kendinizi yetersiz hissettiniz, bazen aynı soruya defalarca dönüp tekrar ettiniz. Ama bilin ki, insanı inşa eden şey yalnızca doğru bildikleri değil; zorlandığı anlarda vazgeçmeyişidir. Yarın kaleminizi elinize aldığınızda, sadece bilgiyi değil, kendi direncinizi de yanınıza alacaksınız.<br />
Unutmayın; bu sınav sizin değerinizin ölçüsü değildir. İnsan, bir sonuç kâğıdına sığmayacak kadar büyük bir varlıktır. Sizin kıymetiniz, bir puanla sınırlandırılamaz. Siz; düşünen, hisseden, çabalayan ve her şeye rağmen yoluna devam edebilen bir iradenin temsilcisisiniz.<br />
Aileler… Bu süreçte en ağır yükü taşıyan görünmez kahramanlarsınız. Yarın artık yük taşıma günü değil; emaneti teslim etme günüdür. Çocuğunuzun üzerine kurduğunuz baskı değil, ona verdiğiniz güven kalıcıdır. Çünkü zihin baskıyla daralır, güvenle genişler. Çocuğunuzun gözlerine bakın ve ona şunu hissettirin: “Sen varsın ve bu yeterlidir.”<br />
Sınav atmosferi çoğu zaman zihni daraltır. Oysa insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey genişliktir; kalbin, nefesin ve zihnin genişliği… Telaş bilgiyi örter, kaygı hafızayı gölgeler, sükûnet ise insanın içindeki gücü açığa çıkarır. Bu nedenle yarın en büyük başarı stratejisi bilgiden çok dinginliktir.<br />
Ve unutulmasın… Emek kaybolmaz. Belki şekil değiştirir, belki zaman ister, belki başka bir kapıdan geri döner; ama asla yok olmaz. Yarın, yalnızca bir sınav günü değil; Türkiye’nin dört bir yanında aynı anda atan binlerce kalbin, aynı anda yükselen duaların ve aynı umutla bakan anne babaların ortak imtihanıdır. Bu ülkenin her evinde aynı anda bir heyecan, bir dua ve bir bekleyiş vardır. Çünkü bu yolculuk sadece çocukların değil; ailelerin, öğretmenlerin ve bir milletin ortak emanetidir. Rabbim tüm evlatlarımızın yolunu açık, zihnini berrak, kalbini huzurlu eylesin; tüm anne babalara gönül ferahlığı nasip etsin.</p>
<p><a href="https://gemlikbasin.net/yarin-sadece-bir-sinav-degil-binlerce-kalbin-ayni-attigi-bir-esik-lgs/">YARIN SADECE BİR SINAV DEĞİL, BİNLERCE KALBİN AYNI ATTIĞI BİR EŞİK: LGS</a> yazısı ilk önce <a href="https://gemlikbasin.net">Gemlik Basın</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://gemlikbasin.net/yarin-sadece-bir-sinav-degil-binlerce-kalbin-ayni-attigi-bir-esik-lgs/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
