Dolar 43,9970
Euro 51,1051
Altın 7.182,00
BİST 13.078,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 14°C
Çok Bulutlu
Bursa
14°C
Çok Bulutlu
Cum 15°C
Cts 12°C
Paz 13°C
Pts 13°C

Bir emanet mi kadınlarımız, yoksa unutulmuş bir hakikat mi? 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bütün kadınlarımıza ve kızlarımıza kutlu olsun

Bir emanet mi kadınlarımız, yoksa unutulmuş bir hakikat mi? 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bütün kadınlarımıza ve kızlarımıza kutlu olsun
5 Mart 2026 20:48
A+
A-

İnsanlık tarihine dikkatle baktığımızda çok açık bir gerçeği görürüz: Bir toplum kadına nasıl bakıyorsa, aslında kendi vicdanını da o şekilde inşa ediyordur. Kadına merhametle yaklaşan toplumlar güçlenmiş, kadını inciten ve değersizleştiren toplumlar ise zamanla kendi içinden çözülmüştür.

Bizim medeniyet anlayışımızda kadın meselesi yalnızca bir toplumsal rol tartışması değildir. Kadın, hayatın merkezinde yer alan ve korunması gereken bir emanet olarak görülür. Emanet ise sıradan bir kelime değildir. Emanet; sorumluluk, hassasiyet ve güven demektir.

İslam düşüncesinde kadın ne bir rekabet unsuru ne de bir gösteri nesnesidir. Kadın; merhametin, şefkatin ve hayatın devamının taşıyıcısıdır. Bu yüzden kadına verilen değer, aslında insanlığa verilen değerin bir göstergesidir.
Nitekim Kur’an-ı Kerim insanın değerini cinsiyet üzerinden değil, takva üzerinden belirler:
“Allah katında en üstün olanınız, takvaca en üstün olanınızdır.”

Bu ayet bize çok önemli bir ölçü verir. Kadın ya da erkek olmak insanı üstün yapmaz. İnsanı değerli kılan şey ahlakı, vicdanı ve Allah’a olan bağlılığıdır.
Peygamber Efendimizin şu sözü ise kadının toplum içindeki yerini çok açık şekilde ortaya koyar:
“Cennet annelerin ayakları altındadır.”
Bu söz aslında bir toplumun geleceğini anlatır. Çünkü bir çocuğun ilk öğretmeni annedir. İlk sevgiyi anneden öğrenir, ilk güveni anneden hisseder. Kadının kalbi güçlü olursa toplum da güçlü olur.

Ne yazık ki modern dünyanın kadına sunduğu tablo her zaman bu kadar onurlu değildir.

Bugün birçok yerde kadın özgürlük söylemleriyle gündeme getiriliyor. Fakat dikkatle bakıldığında kadının çoğu zaman tüketim düzeninin bir parçası haline getirildiğini görüyoruz. Reklamlara, moda dünyasına ve sosyal medyaya baktığımızda kadın çoğu zaman bir insan olarak değil, görsel bir araç olarak kullanılmaktadır.

Kadına sürekli şu mesaj verilir:
Daha güzel ol.
Daha genç görün.
Daha dikkat çekici ol.
Daha çok tüket.
Bu durum kadını özgürleştirmekten çok, onu yeni bir baskının içine sürükleyebilmektedir.

Fakat mesele yalnızca modern dünyanın dayattıklarıyla sınırlı değildir. Zaman zaman kendi toplumlarımızda da kadının incitildiğini, değersizleştirildiğini ya da susturulduğunu görebiliyoruz. Bunun en büyük sebeplerinden biri cehalettir. Din adına konuşan ama dinin özündeki merhameti bilmeyen anlayışlar, kadının gerçek değerini gölgeleyebilmektedir.
Oysa Peygamber Efendimizin şu sözü çok net bir ölçü koyar:
“Sizin en hayırlınız, kadınlarına en iyi davrananınızdır.”
Bu söz aslında erkekliğin gerçek anlamını anlatır.

Güçlü olmak baskı kurmak değildir. Güçlü olmak merhametli olabilmektir.
Bugün kadınların zaman zaman kendi değerlerini hissedememelerinin arkasında çok derin sebepler vardır.

Çocukluk döneminde yaşanan travmalar, bastırılan duygular ve özellikle kız çocuklarının maruz kaldığı taciz ve şiddet olayları, kadınların iç dünyasında derin yaralar bırakabilmektedir.

Sürekli susturulan, eleştirilen ya da değersiz hissettirilen bir insanın kendi değerini fark etmesi kolay değildir.
İşte bu yüzden kadının yaşadığı bazı kırılmaları yalnızca ahlak tartışmalarıyla açıklamak doğru değildir.

Bu mesele aynı zamanda bir toplum meselesidir.
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle birçok yerde kutlamalar yapılıyor.

Fakat bu günün gerçek anlamı sadece çiçekler vermek değildir. Bu gün aslında bir hatırlatma günüdür.
Kadının emeğini, onurunu ve toplum içindeki yerini hatırlama günüdür.
Kadın yalnızca bir anne değildir.
Kadın yalnızca bir eş değildir.
Kadın aynı zamanda bir öğretmendir, bir yol göstericidir ve bir toplumun vicdanını taşıyan kişidir.

Bir toplum kadını incittiğinde aslında kendi geleceğini incitir. Kadının değersizleştiği bir yerde merhamet azalır, adalet zayıflar ve toplum yavaş yavaş ruhunu kaybeder.

Bu yüzden kadın meselesi sadece kadınların meselesi değildir. Bu mesele insanlığın meselesidir.
Kadın bir evin süsü değildir.
Kadın bir toplumun vicdanıdır.
Onun kalbi kırılırsa merhamet azalır.
Onun onuru zedelenirse adalet zayıflar.
Ve unutmayalım:
Kadın korunursa insanlık korunur.
Kadın yücelirse medeniyet yükselir.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.