İlkemiz önce ülkemiz. Ölçümüz hak ve adalet. Mücadelemiz emek ve alın teridir
HİLMİ ŞANLI’DAN ADALET VURGUSU: “BİZİM SENDİKACILIK ANLAYIŞIMIZIN TEMELİNDE HAK VE ADALET VARDIR”
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, sendikacılık anlayışlarının temelinde hak, adalet, emek ve vicdani sorumluluğun bulunduğunu belirterek, “Haksızlık kime yapılırsa yapılsın karşısında durmak, hak kimin elindeyse hakkını teslim etmek ve emeğin hakkını sonuna kadar savunmak bizim temel ilkemizdir” dedi.
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, sendikacılıkta adalet, liyakat, kul hakkı ve emeğin korunmasının önemine ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Adaletin kişilere, yakınlığa veya çıkarlara göre değişemeyeceğini vurgulayan Şanlı, sendikacılığın yalnızca üyelerin haklarını savunmakla sınırlı olmadığını, haksızlığa uğrayan her çalışanın yanında durmayı gerektirdiğini ifade etti.
“HAK VE ADALET KİŞİLERE GÖRE DEĞİŞMEZ”
Açıklamasında adaletin, insanın kendi yakınları ve çıkarları söz konusu olduğunda da taviz verilmemesi gereken temel bir ilke olduğunu belirten Hilmi Şanlı, inançlarının bu konuda açık bir sorumluluk yüklediğini dile getirdi.
Şanlı, Nisâ Suresi’nin 135. ayetini hatırlatarak adaletin kişinin kendisi, ailesi ve yakınları aleyhine olsa dahi titizlikle korunması gerektiğine dikkat çekti.
Adaletin yalnızca başkalarının yanlışlarını dile getirmekten ibaret olmadığını belirten Şanlı, asıl sorumluluğun kişinin kendi çevresindeki yanlışlar karşısında da doğruyu savunabilmesi olduğunu vurguladı.
“SENDİKACILIK MAKAM VE MENFAAT DEĞİL, EMEK MÜCADELESİDİR”
Türk Diyanet Vakıf-Sen’in sendikal yaklaşımının makam, mevki veya kişisel çıkar üzerine kurulmadığını ifade eden Şanlı, önceliklerinin çalışanların haklarını korumak ve emeğin karşılığını almasını sağlamak olduğunu kaydetti.
Bir çalışanın hakkının yenmesi, emeğinin görmezden gelinmesi veya liyakat yerine farklı ölçütlerin öne çıkarılması durumunda sessiz kalmayacaklarını belirten Şanlı, sendikacılığın gerektiğinde yanlışın karşısında durmayı ve çalışanların sorunlarını sahiplenmeyi gerektirdiğini ifade etti.
Şanlı, sendikal mücadelenin yalnızca belirli bir üyelik grubuyla sınırlandırılamayacağının altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:
“Hakkın sahibi kim olursa olsun, hak yine haktır. Bizim anlayışımızda başka bir sendikaya üye olan veya hiçbir sendikaya üye olmayan bir çalışan da haksızlığa uğradığında onun hakkını gözetmek gerekir.”
“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAK ADALET ANLAYIŞIYLA BAĞDAŞMAZ”
Açıklamasında Mâide Suresi’nin 8. ayetine de atıfta bulunan Şanlı, kişilere duyulan sevgi veya öfkenin adalet anlayışını değiştirmemesi gerektiğini belirtti. Haksızlığın, kişisel yakınlıklardan bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şanlı, dostluğun yanlışın üzerini örtmek, vefanın ise haksızlığa göz yummak anlamına gelmediğini kaydetti.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) haksızlıktan sakındıran hadis-i şerifini de hatırlatan Şanlı, özellikle din hizmeti gibi büyük bir sorumluluk taşıyan alanlarda hak ve adalet konusunda daha hassas davranılması gerektiğini vurguladı.
Şanlı, bir çalışanın emeğini yok saymanın, hakkını geciktirmenin veya uğradığı haksızlık karşısında sessiz kalmanın hafife alınamayacağını belirterek, sendikal mücadelenin vicdani sorumlulukla yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“ASİL BAŞARI, ÇALIŞANIN HAKKINI ALMASINA VESİLE OLMAKTIR”
Sendikacılığın başarısının yalnızca üye sayısı, makamlar veya elde edilen imkânlarla ölçülemeyeceğini belirten Hilmi Şanlı, asıl başarının çalışanların sorunlarına çözüm üretmek ve toplumun güvenini kazanmak olduğunu dile getirdi.
Şanlı, yöneticilerin ve üyelerin aynı adalet ölçüsüyle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, herkesin davranışlarından sorumlu olduğunu hatırlattı.
“Benim için en kıymetli kazanım, başımı yastığa koyduğumda vicdanımın rahat olmasıdır. Kimsenin hakkını yememek, kimsenin hakkının yenmesine de seyirci kalmamak gerekir.” diyen Şanlı, makamların ve görevlerin geçici, insanın hak ve adalet adına ortaya koyduğu tutumun ise kalıcı olduğunu ifade etti.
“BİZİM DAVAMIZ KOLTUK DEĞİL, HİZMETTİR”
Türk Diyanet Vakıf-Sen’in temel ilkelerini bir kez daha vurgulayan Hilmi Şanlı, sendikal mücadelelerinin merkezinde çalışanların haklarının korunması, emeğin karşılığının verilmesi ve haksızlıkların giderilmesinin bulunduğunu belirtti.
Adaletin olmadığı yerde güvenin, hakkın korunmadığı yerde huzurun sağlanamayacağını ifade eden Şanlı, kul hakkını gözetmeyen bir anlayışın gerçek anlamda ahlaklı sendikacılıkla bağdaşmayacağını kaydetti.
Şanlı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak bizim yolumuz bellidir. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın karşısında durmak, hak kimin elindeyse hakkını teslim etmek ve emeğin hakkını sonuna kadar savunmak. Bizim davamız etiket veya koltuk değil, hizmettir. Menfaat değil, emektir. Kişisel hesaplar değil, çalışanlarımızın hakkıdır. Bizim için asıl mesele kimin kazandığı değil, hakkın yerini bulmasıdır.
İlkemiz önce ülkemiz. Ölçümüz hak ve adalet. Mücadelemiz emek ve alın teridir.”