Dolar 49,1263
Euro 55,3190
Altın 6.542,72
BİST 12.270,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 22°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
22°C
Parçalı Bulutlu
Pts 22°C
Sal 22°C
Çar 23°C
Per 24°C

Çiftçiye verilen destek gider değil, Türkiye’nin geleceğine yatırım

Çiftçiye verilen destek gider değil, Türkiye’nin geleceğine yatırım
4 Ekim 2026 17:49
A+
A-

Selma Çalışır: “Tarımsal destekleri yalnızca bütçe gideri olarak görmek ekonomik açıdan eksik bir değerlendirmedir”

Türkiye’de çiftçiye yönelik tarımsal desteklerin yalnızca “sosyal yardım” olarak değerlendirilmesinin ekonomik açıdan eksik bir yaklaşım olduğu belirtiliyor. SMMM, bağımsız denetçi ve Bankacılık ve Finans yüksek lisansına sahip Selma Çalışır, tarımsal desteklerin yalnızca çiftçinin gelirini artırmadığını, aynı zamanda üretimden istihdama, gıda arzından kırsal yaşamın korunmasına kadar geniş bir ekonomik alanı etkilediğini ifade ediyor.

Çalışır’a göre çiftçiye verilen destek; tohum, gübre, mazot, yem, ilaç, tarım makineleri, işçilik ve nakliye gibi çok sayıda kaleme yönelerek ekonominin farklı alanlarında yeniden dolaşıma giriyor.

Tarımsal desteğin yasal dayanağı bulunuyor

Tarımsal desteklerin yalnızca ekonomik değil, hukuki bir çerçevesi de bulunuyor. 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde, bütçeden tarımsal destekleme için ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamayacağı hükme bağlanıyor.

Burada dikkat çeken nokta ise söz konusu yüzde 1 oranının Anayasa’da değil, Tarım Kanunu’nda düzenlenmiş olması.

Destek üretimin devamlılığını etkiliyor

Çalışır, çiftçinin desteklenmesi halinde üretimde kalmasının kolaylaştığına dikkat çekiyor. Üretime devam eden çiftçi tarlasını ekiyor, hayvanını besliyor, işçi çalıştırıyor ve kırsal bölgede ekonomik faaliyetini sürdürüyor.

Üretimin sürdürülebilmesi ise ülkenin gıda arzının korunması açısından önem taşıyor. Üretim kapasitesinin korunması, ithalata duyulan ihtiyacın ve döviz kuru kaynaklı maliyet baskılarının azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleme düzenlemelerinde de üretim, verim ve kalitenin artırılması, üretim maliyetlerine katkı, sürdürülebilirlik ve arz güvenliği gibi hedefler öne çıkıyor.

Bu nedenle tarımsal desteğin etkisi yalnızca tarlayla sınırlı kalmıyor; üretim zinciri üzerinden şehirlerdeki tüketiciye ve sofralara kadar uzanıyor.

Destek yetersiz kalırsa maliyet büyüyebilir

Çiftçinin mazot, gübre, tohum, elektrik, yem ve finansman maliyetleri yükselirken ürün gelirlerinin aynı hızda artmaması, üreticiyi zorlayabiliyor.

Bu durumda çiftçinin önünde üretimi azaltmak, borçlanmak, toprağını kiraya vermek veya satmak ya da tarımdan tamamen çekilmek gibi seçenekler ortaya çıkabiliyor.

Üretimde yaşanabilecek gerileme ise yalnızca çiftçiyi ilgilendiren bir sorun olmaktan çıkıyor.

Üretimin azalması arzın daralmasına, arzın daralması fiyat baskısına yol açabiliyor. Yerli üretimin karşılayamadığı ürünlerin ithalatla tamamlanması ise döviz ihtiyacını artırabiliyor. Kırsal bölgelerde geçim imkânlarının azalması da kentlere yönelik göçü hızlandırabiliyor.

Böylece tarımda bugün yapılmayan tasarruf, ilerleyen dönemde gıda fiyatları, ithalat, sosyal yardım ihtiyacı, işsizlik ve kentlerin üzerindeki ilave yükler şeklinde yeniden kamuoyunun gündemine gelebiliyor.

“Bütçeye yük olmaz mı?”

Tarımsal desteklerin kamu bütçesi açısından elbette bir maliyeti bulunuyor. Ancak tartışmanın yalnızca “ne kadar harcama yapıldığı” üzerinden yürütülmemesi gerektiği belirtiliyor.

Buradaki temel mesele; desteğin doğru üreticiye, doğru ürüne ve doğru zamanda, üretimi sürdürecek ve artıracak şekilde yönlendirilmesi.

Çünkü çiftçiye sağlanan kaynak, ekonomik faaliyet içerisinde farklı kanallardan yeniden dolaşıma girebiliyor. Çiftçi mazot ve gübre satın alıyor, tarım makinesini tamir ettiriyor, işçi çalıştırıyor ve nakliye hizmeti alıyor. Bu harcamalar, ekonomik faaliyet ve vergi sistemi içerisinde farklı biçimlerde yeniden karşılık buluyor.

Türkiye üzerine yayımlanan akademik çalışmalarda da merkezi yönetim bütçesinden gerçekleştirilen tarımsal destekleme ödemeleri ile tarımsal üretim düzeyi arasında uzun dönemli ilişki ve karşılıklı etkileşim bulunduğuna ilişkin bulgular yer alıyor.

Bu nedenle tarımsal destekleri yalnızca “bütçeden çıkan para” olarak değerlendirmek, ekonomik etkinin tamamını ortaya koymuyor.

Mesele yalnızca çiftçinin geliri değil

Tarımsal desteklerin ekonomik boyutunun yanı sıra önemli bir sosyal etkisi de bulunuyor.

Bir çiftçinin üretimden çekilmesi, yalnızca bir tarımsal işletmenin kapanması anlamına gelmiyor. Bunun yanında köy nüfusunun azalması, ailelerin kentlere göç etmesi ve tarımsal bilgi ve deneyimin sonraki kuşaklara aktarılamaması gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Üretici sayısındaki azalma, kırsaldaki bakkal, tamirci, nakliyeci ve diğer küçük esnafın ekonomik faaliyetlerini de etkileyebiliyor.

Sonuç olarak konu, Türkiye’nin kendi gıdasını üretme kapasitesi açısından da önem taşıyor.

2026’nın ilk altı ayında 106 milyar TL destek

2026 yılının ilk altı ayında Bakanlık kayıt sistemlerinde tarımsal desteklerden yararlanan çiftçi sayısının 2,9 milyon, yapılan destek ödemesinin ise 106 milyar TL olarak açıklandığı belirtiliyor.

Söz konusu ödemenin 84,4 milyar TL’si bitkisel üretime, 19,2 milyar TL’si ise hayvansal üretime yöneldi.

Bu rakamların yalnızca kamu bütçesi açısından bir gider kalemi olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunuluyor.

Çünkü tarım, diğer sektörlerden farklı olarak doğrudan gıda arzıyla bağlantılı stratejik bir alan olarak öne çıkıyor.

Bir ülke bazı otomobilleri veya teknolojik ürünleri ithal ederek ekonomik faaliyetini sürdürebilir. Ancak gıda üretimindeki yetersizlik, doğrudan gıda arzı ve fiyatları üzerinde sonuç doğurabiliyor.

“Çiftçiyi üretimden koparmanın faturası daha ağır olabilir”

Selma Çalışır’a göre çiftçiye verilen destek, üreticiye yapılan bir iyilikten ziyade üretimin devamlılığını, gıda güvenliğini ve kırsal yaşamı korumaya yönelik bir ekonomik politika aracı olarak ele alınmalı.

Çalışır, tarımsal desteklerin maliyetinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte, üreticinin üretimden kopmasının uzun vadede daha yüksek ekonomik ve sosyal maliyetler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Tartışmanın yalnızca “çiftçi ne kadar destek aldı?” sorusuyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Çalışır, asıl sorunun verilen destekle ne kadar üretimin, istihdamın ve gıda arzının korunabildiği olduğunu vurguluyor.

Çiftçiye verilen destek bu açıdan yalnızca bugünün üreticisini değil, Türkiye’nin gelecekte ne kadar üretim yapabileceğini ve kendi nüfusunun gıda ihtiyacını ne ölçüde kendi topraklarından karşılayabileceğini de ilgilendiriyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.