Dolar 49,0346
Euro 55,6083
Altın 6.594,60
BİST 11.947,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 21°C
Az Bulutlu
Bursa
21°C
Az Bulutlu
Cum 20°C
Cts 21°C
Paz 22°C
Pts 21°C

Anahtar Parti Bursa: Herkes Borsayı Konuşurken 2 Milyon Üretici Zorda

Anahtar Parti Bursa: Herkes Borsayı Konuşurken 2 Milyon Üretici Zorda
1 Ekim 2026 06:48
A+
A-

Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Tarım ve Gıda Güvenliği Politikaları Başkanı Veteriner Hekim Hayrettin Emre Yürük, Türkiye’de tarımsal üretimin karşı karşıya olduğu finansman ve maliyet sorunlarına dikkat çekerek, üreticinin yeni ekim dönemine borç yüküyle girdiğini savundu. Yürük, TİGEM’in 2026 yılı tohum fiyatları ve satış uygulamaları üzerinden yaptığı değerlendirmede, çiftçinin üretime başlayabilmesi için ihtiyaç duyduğu girdilerin peşin bedelle karşılanmasının ciddi bir finansman baskısı oluşturduğunu söyledi.

Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Tarım ve Gıda Güvenliği Politikaları Başkanı Veteriner Hekim Hayrettin Emre Yürük, tarım sektöründe üreticinin yaşadığı maliyet ve finansman sorunlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Tarım sektörünün yalnızca üretim miktarı veya açıklanan ürün fiyatları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yürük, çiftçinin üretime başlamadan önce karşılamak zorunda olduğu maliyetlere dikkat çekti.

Yürük, özellikle tohum, gübre ve mazot gibi temel üretim girdilerinin ekim döneminde peşin veya kısa vadeli ödeme koşullarıyla temin edildiğini, buna karşılık üreticinin tarımsal gelirini ancak hasat sonrasında elde edebildiğini ifade etti.

“Çiftçi yeni sezona eski borçlarıyla giriyor”

TİGEM’in 2026 yılı fiyat cetvelinde tohum satışlarının “peşin satış” şeklinde yer aldığını belirten Yürük, bunun yalnızca tohumun üreticiye ulaşma fiyatı açısından değil, çiftçinin finansman ihtiyacı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yürük, TİGEM tarafından belirlenen fiyatların dağıtıcı kuruluşların uyguladığı maliyetlerle birlikte üretici açısından daha yüksek bir rakama ulaşabildiğini belirterek, dağıtıcıların nakliye, sigorta, çeşitli operasyonel giderler ve kâr paylarını satış fiyatına yansıttığını ifade etti.

Tarımda üretim döngüsünün diğer sektörlerden farklı olduğuna işaret eden Yürük, çiftçinin üretim sezonunun başında yüksek miktarda harcama yaptığını, ancak bu harcamaların karşılığını aylar sonra alabildiğini söyledi.

Yürük’ün değerlendirmesine göre üreticinin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, girdilerin ödeme zamanı ile tarımsal gelirin elde edildiği dönem arasındaki finansman açığı.

“Çiftçi, bir önceki üretim döneminden kalan borçlarını taşırken yeni sezonun tohum, gübre, mazot ve diğer girdilerini de temin etmek zorunda kalıyor” diyen Yürük, bu durumun üreticiyi yeniden borçlanmaya veya yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya kalmaya zorlayabileceğini savundu.

“Tarımda maliyet hesabı tarlada başlıyor”

Tarımsal ürünler için açıklanan fiyatların üreticinin gerçek maliyetlerini karşılayıp karşılamadığının temel meselelerden biri olduğunu belirten Yürük, tarım politikalarının yalnızca ürünün satış fiyatı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bir ürünün tarlaya ekilmesinden hasada kadar geçen süreçte çok sayıda maliyet kalemi bulunduğunu ifade eden Yürük, tohum, gübre ve mazotun yanı sıra işçilik, sulama, ilaçlama, makine kullanımı, bakım, arazi hazırlığı, hasat, taşıma ve finansman giderlerinin de üretim maliyetinin bir parçası olduğunu belirtti.

Yürük, özellikle finansman maliyetlerinin üreticinin bilançosunda önemli bir yük oluşturabileceğini savunarak, çiftçinin üretime başlamak için kullandığı kredinin maliyetinin de ürünün gerçek maliyet hesabında dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.

“Üretici bugün harcıyor, gelirini aylar sonra elde ediyor”

Tarım sektöründeki finansman yapısına ilişkin değerlendirmesinde üretim döngüsünün zamanlamasına dikkat çeken Yürük, çiftçinin temel girdileri ekim öncesinde veya ekim döneminde satın aldığını, tarımsal gelirin ise ürünün yetiştirilip hasat edilmesinden sonra ortaya çıktığını belirtti.

Bu nedenle üreticinin yalnızca destekleme miktarlarının değil, desteğin hangi tarihte ve hangi yöntemle verildiğinin de önemli olduğunu ifade eden Yürük, üreticinin ekim öncesinde finansmana erişebilmesinin tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu savundu.

Yürük, çiftçinin üretime devam edebilmesi için yalnızca hasat dönemindeki fiyatların değil, ekim öncesindeki finansman koşullarının da tarım politikalarının merkezine alınması gerektiğini söyledi.

“Tohum, gübre ve mazot ekim öncesinde temin edilmeli”

Anahtar Parti olarak önerilerinin yalnızca eleştiriyle sınırlı olmadığını belirten Yürük, üreticinin finansman sorununu azaltmaya yönelik bir model önerdi.

Yürük’ün önerisine göre çiftçinin planladığı ürüne ilişkin tohum, gübre ve mazot gibi temel girdiler ekim öncesinde temin edilmeli; bu girdilerin bedelleri ise hasat döneminde elde edilen ürün gelirinden mahsup edilebilmeli.

Bu modelin uygulanması halinde üreticinin üretime başlarken yüksek miktarda nakit çıkışı yapmak zorunda kalmayacağını belirten Yürük, finansman ihtiyacının da üretim ve hasat döngüsüne göre yapılandırılabileceğini ifade etti.

Yürük, böyle bir sistemin üreticinin borçlanma ihtiyacını tamamen ortadan kaldıracağını değil, üretimin başlangıç aşamasındaki finansman baskısını azaltmayı amaçlayacağını belirtti.

“Çiftçiyi tohumu toprağa atmadan faize teslim etmeyin”

Açıklamasında finansman maliyetlerine özel olarak vurgu yapan Yürük, “Çiftçiyi daha tohumu toprağa atmadan faize teslim etmeyin” ifadelerini kullandı.

Tarım sektöründe finansman ihtiyacının üretimin doğal döngüsü dikkate alınarak ele alınması gerektiğini savunan Yürük, üreticinin üretime başlamadan önce yüksek maliyetli borçlanmaya yönelmesinin, hasat döneminde elde edeceği gelirin önemli bölümünün finansman giderlerine ayrılmasına yol açabileceğini belirtti.

Yürük, tarımsal desteklerin yalnızca miktar açısından değil, zamanlama, erişilebilirlik ve ödeme koşulları bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TİGEM’in tohum fiyatları üzerinden tarım politikalarına eleştiri

Yürük, TİGEM’in tohum satışlarına ilişkin fiyatlandırma ve satış koşullarının, Türkiye’deki genel tarım politikaları açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

TİGEM’in tarımsal üretimde önemli bir kamu kuruluşu olduğunu belirten Yürük, kamu eliyle yürütülen tohum politikalarının üreticinin maliyet yapısını gözetmesi gerektiğini savundu.

Tohumun üretimin ilk aşamasındaki temel girdilerden biri olduğunu kaydeden Yürük, tohum maliyetindeki artışın sonraki aşamalarda gübre, mazot, ilaç, sulama ve hasat gibi diğer giderlerle birleşerek toplam üretim maliyetini artırabildiğini belirtti.

Bu nedenle tohum fiyatlarının yalnızca kendi başına değil, üreticinin sezon boyunca karşılaşacağı toplam maliyet içerisinde ele alınması gerektiğini ifade etti.

“Tarım politikası törenlerle değil, tarladaki hesapla ölçülür”

Yürük, tarım politikalarının açıklanan destekler, fiyat cetvelleri veya dağıtım törenleri üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını söyledi.

“Bir tarım politikasının gerçek sonucu, üreticinin tarlasına ne kadar maliyetle girdiği ve hasat sonunda elinde ne kadar gelir kaldığı üzerinden ölçülmelidir” değerlendirmesinde bulunan Yürük, üreticinin sürdürülebilir biçimde üretime devam edip edemediğinin temel gösterge olması gerektiğini savundu.

Yürük’e göre tarım politikalarının değerlendirilmesinde şu başlıkların birlikte ele alınması gerekiyor:

  • Tohum, gübre ve mazot maliyetleri,

  • İşçilik ve makine giderleri,

  • Sulama ve enerji maliyetleri,

  • Tarımsal ilaç ve diğer üretim girdileri,

  • Kredi ve finansman maliyetleri,

  • Ürün satış fiyatları,

  • Üreticinin borçluluk düzeyi,

  • Desteklerin miktarı ve ödeme zamanı,

  • Üreticinin hasat sonrasında elde ettiği net gelir.

“Üretimin devamlılığı yalnızca çiftçinin değil, toplumun meselesidir”

Tarımda yaşanan maliyet ve finansman sorunlarının yalnızca üreticiyi ilgilendiren ekonomik bir konu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yürük, tarımsal üretimde yaşanabilecek sorunların gıda arzı ve gıda fiyatları açısından da sonuçları olabileceğini ifade etti.

Yürük, üreticinin üretimden çekilmesinin veya ekim alanlarını azaltmasının uzun vadede tarımsal üretim kapasitesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesinin korunmasının stratejik bir konu olduğunu belirten Yürük, üreticinin tarlada kalabilmesi için tarım politikalarının uzun vadeli ve öngörülebilir olması gerektiğini savundu.

Bursa özelinde de üretim maliyetleri gündemde

Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Bursa’da da üreticilerin girdi maliyetleri, ürün fiyatları ve finansman koşullarıyla ilgili sorunların yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Yürük, bölgesel üretim desenlerinin dikkate alınarak politikalar oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Bursa’da farklı tarımsal ürünlerin yetiştirildiğini hatırlatan Yürük, her ürünün maliyet yapısının, üretim süresinin, pazarlama koşullarının ve gelir elde etme döneminin farklı olduğuna dikkat çekti.

Bu nedenle tek tip destek veya finansman yaklaşımının yerine, ürün ve üretim bölgesi temelinde planlama yapılmasının önemli olduğunu savunan Yürük, çiftçinin hangi ürünü, ne kadar alanda ve hangi maliyetle ürettiğinin önceden hesaplanması gerektiğini söyledi.

“Üreticiye sadece fiyat değil, öngörülebilirlik gerekiyor”

Tarım sektöründe üreticinin önünü görebilmesinin önemine değinen Yürük, çiftçinin ekim kararını verirken yalnızca mevcut fiyatlara değil, önündeki üretim sezonunun maliyetlerine ve ürününü hangi koşullarda satabileceğine de bakmak zorunda olduğunu belirtti.

Üretim kararlarının uzun vadeli planlama gerektirdiğini ifade eden Yürük, üreticinin sezon başında yaptığı maliyet hesabının hasat dönemine kadar büyük ölçüde değişebildiğini söyledi.

Yürük, bu nedenle tarım politikalarında öngörülebilirlik, zamanında destek ve uygun finansman mekanizmalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

“Borsayı konuşurken tarladaki üreticiyi unutmamak gerekiyor”

Açıklamasının sonunda finansal piyasalar ile reel üretim arasındaki ayrıma dikkat çeken Yürük, kamuoyunun ekonomik gündeminde borsa ve finansal göstergeler konuşulurken tarımsal üretimin temel sorunlarının da gündemde tutulması gerektiğini söyledi.

Yürük, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:

“Bugün ekonominin farklı alanlarında borsa, kur ve finansal piyasalar konuşuluyor. Ancak tarlada üretim yapan milyonlarca insanın hangi maliyetlerle üretime başladığını da konuşmak zorundayız. Çünkü tarımsal üretim yalnızca çiftçinin gelir meselesi değildir. Gıda arzının, kırsal ekonominin ve ülkenin üretim kapasitesinin geleceği açısından da önem taşımaktadır.”

Yürük, üreticinin yeni sezona borç yükü ve yüksek finansman maliyetiyle değil, üretimini sürdürebileceği öngörülebilir koşullarla girmesi gerektiğini belirterek, tarım politikalarının merkezine üreticinin gerçek maliyetlerinin ve hasat sonrası elde ettiği net gelirin konulması çağrısında bulundu.

Anahtar Parti Bursa teşkilatı tarafından yapılan açıklamada, özellikle tohum, gübre ve mazot gibi temel girdilerin üretim dönemine uygun finansman modelleriyle üreticiye ulaştırılması, ödemelerin ise mümkün olduğunca hasat dönemindeki gelirle ilişkilendirilmesi gerektiği vurgulandı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.