Dolar 45,0697
Euro 52,9176
Altın 6.640,13
BİST 14.329,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 20°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
20°C
Parçalı Bulutlu
Per 20°C
Cum 9°C
Cts 11°C
Paz 11°C

TOKİ’de Büyük Skandal!

TOKİ’de Büyük Skandal!
29 Nisan 2026 08:24
A+
A-

TOKİ KURASINDA PATLAYAN SKANDAL: “MİLYONLUK NUMARALAR SİSTEM DIŞI MI BIRAKILDI?”

İstanbul’da 27 Nisan’da gerçekleştirilen TOKİ “İlk Evim” kura çekimi, kamu yönetimi adına ağır bir güven krizine dönüşmüş durumda. “Yüzyılın projesi” diye pazarlanan bir organizasyonun, milyonlarca insanın umutlarını bu denli tartışmalı bir sürecin içine sürüklemesi, artık basit bir “teknik hata” söylemiyle geçiştirilemeyecek kadar büyük bir skandal olarak görülüyor.

CHP Milletvekili Hasan Öztürk tarafından gündeme taşınan veriler, meselenin vahametini net biçimde ortaya koyuyor: 577 bin 564 kişilik kura havuzunda, sıra numarası 1 milyonun üzerinde olan 72 bin 659 vatandaşın tamamı sistematik biçimde dışarıda kalmış görünüyor. Bu gruptan tek bir kişinin dahi kazanamamış olması, “tesadüf” kavramını adeta yerle bir ediyor.

BU BİR İHTİMAL DEĞİL, AKIL DIŞI BİR SONUÇ

Ortaya çıkan tabloyu rakamlarla açıklamak mümkün; ancak bu rakamlar artık matematiğin değil, skandalın diliyle konuşuyor. Öztürk’ün çarpıcı benzetmesi durumu özetliyor:
“4 bin 200 kez yazı-tura atıp her seferinde aynı yüzün gelmesini beklemek ne kadar imkânsızsa, bu sonucun tesadüf olması da o kadar imkânsız.”

Başka bir ifadeyle; bu sonuç, sıradan bir istatistik sapması değil, sistematik bir dışlama ihtimalini doğrudan gündeme getiriyor. Eğer iddialar doğruysa, on binlerce vatandaş kura sistemine hiç dahil edilmemiş olabilir. Bu ise yalnızca bir teknik hata değil, doğrudan kamu yönetimi sorumluluğunu ilgilendiren ağır bir ihmal ya da daha vahim bir organizasyonel kusur anlamına gelir.

“NOTER HUZURUNDA” MASALI MI?

Her fırsatta “noter huzurunda, şeffaf şekilde” yürütüldüğü belirtilen kura sürecine dair en kritik soru ise hâlâ yanıtsız:
Noter gerçekten neyi denetledi?

Bir yazılımın arka planda hangi veri aralığını işlediğini, hangi numaraları kapsayıp hangilerini dışarıda bıraktığını sadece ekrana bakarak tespit etmek teknik olarak mümkün değilken, “noter güvencesi” söylemi kamuoyu açısından ne kadar anlam taşıyor? Bu sorunun cevabı verilmeden yapılan tüm açıklamalar, güven tesis etmekten uzak, içi boş bir prosedür tekrarı olarak kalıyor.

PARA AL, UMUT SAT, SONRA SİSTEM DIŞINA İT!

Bu süreçte en sert eleştirilerin odağında ise vatandaşın maruz kaldığı açık mağduriyet var. Başvuru ücretini yatıran, tüm şartları yerine getiren ve kura sürecine dahil olduğunu düşünen binlerce insanın, teknik bir gerekçeyle —ya da iddialara göre bilinçli bir yazılım kurgusuyla— sistem dışında bırakılması, kamu vicdanında ciddi bir kırılma yaratmış durumda.

Sorunun özeti son derece net:
Devlet vatandaştan başvuru alıyor, para topluyor, umut dağıtıyor… ama iş sonuç açıklamaya gelince bazı vatandaşlar adeta “yok sayılıyor.”

Bu tablo, yalnızca bir kura tartışması değil; eşitlik, şeffaflık ve kamu yönetimine duyulan güven açısından ağır bir sınav anlamına geliyor.

CEVAP BEKLEYEN KRİTİK SORULAR

Murat Kurum’a yöneltilen soru önergesi, meselenin üzerinin örtülmesinin artık mümkün olmadığını gösteriyor.

  • 72 bin 659 kişiden neden tek bir kazanan çıkmadı?
  • Yazılım gerçekten tüm başvuruları kapsıyor muydu, yoksa belirli bir aralıkla mı sınırlıydı?
  • Bu sistemi kim yazdı, kim denetledi, kim onayladı?
  • Aynı yazılım 81 ilde de kullanıldıysa, benzer bir skandal başka illerde de yaşandı mı?

Bu sorular yalnızca muhalefetin değil, doğrudan milyonlarca vatandaşın sorusu haline gelmiş durumda.

“YENİDEN KURA” ÇAĞRISI VE HESAP SORULMASI TALEBİ

Ortaya çıkan tablo karşısında en makul beklenti, İstanbul “Diğer” kategorisi kurasının iptal edilerek yeniden yapılması ve tüm sürecin bağımsız biçimde denetlenmesi olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, eğer ortada bir yazılım hatası ya da ihmal varsa, sorumlular hakkında idari ve cezai işlemlerin derhal başlatılması gerektiği vurgulanıyor.

BU SADECE BİR KURA DEĞİL, GÜVEN KRİZİDİR

Yaşananlar, basit bir teknik aksaklık olarak geçiştirilemez. Bu tablo, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ne derece hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Eğer iddialar doğruysa mesele çok açık:
Bu, bir çekiliş hatası değil; vatandaşın sisteme olan güvenine indirilen ağır bir darbedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.