“Bir Öğretmenin Ardında Kalan Sessizlik”
Ahh Ayla öğretmenim ah…
Bir sınıfın ortasında, tebeşir tozunun arasına karışan hayallerinle, çocukların gözlerindeki umudu büyütmeye çalışırken; bir anda karanlığın hedefi oldun. Oysa sen, sadece öğretmendin… Kalem tutmayı, saygıyı, sevgiyi, insan olmayı öğreten bir yürek…
Kahramanmaraş’ta yaşanan o acı olay, yalnızca bir haber değildi. Bir toplumun vicdanına düşen ağır bir yüktü. Bir öğretmenin, öğrencilerini korumak için kendini siper etmesi; kitaplarda okuyup gururlandığımız kahramanlıkların, aslında ne kadar gerçek ve ne kadar acı olduğunu bir kez daha hatırlattı bize.
Sen o gün sadece bir öğretmen değildin Ayla öğretmen…
Bir annenin şefkatiydin, bir çocuğun korkusuna set çeken duvardın, bir milletin onuruydun. Kendi canını hiçe sayıp, evlatlarımızın hayatını korumayı seçtin. Belki de son kez “Korkmayın çocuklar” dedin… Ve o an, bir ömürlük ders verdin hepimize.
Ama geride kalan bizler…
Ne kadar ders alabildik bu fedakârlıktan?
Okullar, çocukların en güvenli limanı olmalıydı. Oysa şimdi, korkuların gölgesinde büyüyen nesillerden bahsediyoruz. Şiddetin bu kadar sıradanlaştığı, merhametin geri planda kaldığı bir dünyada; bir öğretmenin canı pahasına verdiği mücadele, aslında kaybettiğimiz değerlerin en acı göstergesi değil mi?
Bir toplum, öğretmenine sahip çıktığı kadar güçlüdür.
Ve bir öğretmen, öğrencisi için canını verecek kadar yüceyse; o toplumun yeniden ayağa kalkma umudu hâlâ vardır.
Ayla öğretmen…
Sen gittin belki ama bıraktığın iz silinmeyecek. Senin cesaretin, bir çocuğun kalbinde iyilik olarak yeşerecek. Senin fedakârlığın, belki de bir başka hayatı kurtaracak.
Şimdi geriye sadece bir dua kalıyor dudaklarımızda:
Rabbim seni en güzel makamlarla mükâfatlandırsın…
Ve bize de şunu unutturma:
Bir öğretmen düştüğünde, aslında bir toplum sınavdan kalır.